Arama
Ana Menü
| anasayfa |
| tüm içerik |
| iletişim |
| tarih |
| spor |
| şarkı sözleri |
| genel |
Sağlık
| baş ağrıları |
Medya
| resimler |
| şarkı sözleri |
Seçme Galeriler
Giriş Formu
saat
| Biyoloji - Temel Bilgiler |
|
|
|
| Yazar Yunus Emre Sezgin | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 22 12 2007 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Teknoloji ve bilimin hızla geliştiği günümüzde her an yeni bilgilerle tanışmaktayız. Çeşitli bilimsel çalışmalar sonucu öğrendiğimiz yeni bilgilerle yaşamımız daha da kolay bir hale gelmektedir. Doğayı ve canlıları bir bütün olarak inceleyen biyoloji bilimindeki gelişmeler de bu anlamda insanlık için büyük öneme sahiptir. I. Biyolojinin Önemi Bilim, insanoğlunun merakı ve bu merakından kaynaklanan sorulara aradığı cevaplar sonucu ortaya çıkmıştır. Bilimin temel konuları içerisinde yer alan biyoloji; canlıların morfolojileri, davranışları, birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkileri gibi konularla ilgilendiğinden bugün bilim adamlarının üzerinde çalıştığı önemli alanlardan birini oluşturmaktadır. Biyoloji biliminde temel olan canlıların hem birbirleriyle hem de çevreleriyle olan ilişkileridir. Bütün canlılar bugün çok önemli tehditlerle karşı karşıyadır. Bunların en önemlisini hızlı nüfus artışına ve düzensiz kentleşmeye bağlı olarak hızla doğal kaynakların yok olması, doğal dengenin bozularak çevre sorunlarının ortaya çıkması oluşturmaktadır. Yine aynı nedenlere bağlı olarak besin kaynaklarının azalması ve bir çok canlı türünün yok olması veya yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması gibi sorunlarla savaşmak biyolojinin her geçen gün önemini artırmaktadır. Biyolojinin alt bilim dallarından olan biyoteknoloji alanındaki gelişmeler ve genetik alanında yapılan çalışmalar her geçen gün hız kazanmakta ve insanlık için önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Genetik alanında yapılan çalışmaların etik sonuçları üzerinde halen tartışılmaktadır. İşte bu yüzden tüm bireylerin daha iyi bir dünyada hak ettikleri şekilde yaşayabilmeleri için biyoloji bilgisine sahip olmaları ve bunları en doğru şekilde yaşamlarında uygulamaları gerekmektedir. Biyolojinin Geleceği Biyolojinin geleceği insanlık tarihi için oldukça önemlidir. Sözgelimi genetik alanında yapılan çalışmalardaki artış ve olumlu sonuçların devamı birçok kalıtsal hastalığın tedavisinde belki de kullanılabilecektir. Böylece yeni bireylerdeki hastalık oranı azalabilecek daha sağlıklı toplumlar oluşabilecektir. Genlerde yapılan çalışmalar sonucunda canlıların yaşam süreleri kontrol altına alınacak ve daha uzun yaşam sağlanabilecektir. Yine canlıların genlerinde yapılan değişiklikler sonucunda yeni hayvan ve bitki türlerinin ortaya çıkması sağlanabilecektir. Mikroorganizamalarla yapılan çalışmalar sonucunda ikaç seviyesinde önemli yollar katedilecektir. Aynı şekilde biyoteknoloji alanındaki çalışmalar sonucunda daha verimli bitkiler ve hayvanlar yetişecek ve bunların fazla üretiminin mümkün olması belki de dünyadaki besin sorununu çözebilecektir. Biyolojide çevre sorunlarıyla ilgili olarak yapılan çalışmalardan çevre bilinci kazanmış bireylerin sayılarının giderek artmasıyla belki de bir gün çevre sorunu hiç kalmayacaktır. Türleri koruma bilinci aşılanarak yok olmakta olan türler tekrar doğaya kazandırılabilecektir. Biyoloji Bilimindeki Gelişmelerin İnsanlığa Katkıları Bitki ve hayvan ıslahı sonucunda daha fazla et, süt, yumurta ve daha iyi meyve elde etme ile ilgili çalışmalar büyük ölçüde olumlu sonuçlar doğurmuştur. Rekombinant DNA teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak bugün birçok önemli hastalıklarda bakteriler kullanılarak hormonlar üretilmektedir. Normal şartlarda üretimi çok zor olan bu hormanlar bir çok insanın hayatını kurtarmaktadır. Örneğin; insülin ile insandaki kırmızı kan hücrelerinin yapımından sorumlu hormonlar bu şekilde üretilmektedir. Yine biyoteknolojik yöntemlerle üretilen bakteriler patateslerin donmasını engellemektedir. Sanayide önemli yer tutan selülozun üretilmesinde artık bitkilere gereksinim duyulmaktadır. Çünkü bakteriler selüloz üretiminde de kullanılmaktadır. Biyoloji alanında yapılan en önemli çalışmalardan biri de İnsan Genom Projesi'dir. Bu projede amaç insanın gen hartiasının çıkarılarak bir çok hastalığın çözümüne ulaşılacağının düşünülmesidir. Prejede yapılan çalışmaların sonuçlarına göre insan genomunda protein kodlayan DNA'ların dışında diziler bulunmaktadır. Bunların insanın evrimsel gelişmesiyle ilgili, artık kullanılmayan "hurda DNA dizileri" olduğu düşünülmektedir. Bu dizilerin ne zaman oluştukları tespit edilerek ve başka türlerin genmlarıyla karşılaştırılarak, evrimin moleküler düzeyde incelenmesi mümkün olabilecektir. Hastalıkların moleküler düzeyde aydınlatılmasının, kalıtsal hastalıklarla birlikte Alzheimer, Parkinson gibi yaygın hastalıklar için erken tanı ve tedavinin mümkün olabileceği düşünülenler arasındadır. Biyoloji alanında yapılan bir diğer çalışma da İskoçyalı Dr. Wilmut ve ekibi tarafından bir koyunun kopyalanmasıdır. Bu çalışmada koyundan alınan vüct hücresinin çekirdeği, başka koyuna ait çekirdeği çıkarılmış yumurta hücresine yerleştirilmiş ve Dolly adı takılan kuzu meydana gelmiştir. Dolly, DNA'sı yani çekirdeği alınan koyunun kopyası olmuştur. Bu çalışma büyük yankılar uyandırarak bir gün insanında kopyalanabileceğini akla getirmektedir.
II. Canlıların Temel Bileşenleri
Hücre, canlıların en küçük yapı birimidir.
Atom; maddenin en küçük yapı birimidir. Yapısında proton, nitron ve elektron denilen parçacıklar bulunur.
İnorganik bileşikler su, mineral, asit, baz ve tuzdur. Bunlar hem canlı yapısına katılırlar, hem de canlılık olaylarında görev yaparlar.
Çevremize baktığımızda birçok canlı görürüz. Bu canlıların en önemli gereksinimlerinin su olduğunu fark edersiniz. Örneğin, çiçeğe su verilmediğinde çiçek solmaya başlar, evde beslenen kuşun belirli bir süre sonra susadığı gözlemlenir. Ya da çok hareket ettiğimizde su içmek veya havanın sıcak olduğu günlerde duş yapmak isteriz. Verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi su canlılığın devam etmesi için yaşamın her anında gerekli olan en önemli maddedir. 1. Canlılar İçin Suyun Önemli Canlılık olayları hücrelerde gerçekleşir. Bu olayların hücrelerde gerçekleşmesindeki en büyük faktör sudur. Suyun calılar için bu kadar önemli olması ise suyun özelliklerinden kaynaklanmaktaıdır. Suyun özellikleri: Su öncelikle bir çok madde için iyi bir çözücüdür. İçinde bulunan maddelerin ayrışmasını sağlar. Örneğin, NaCl (sodyum klorür, sofra tuzu) çözündüğü zaman Na (sodyum) ve Cl (klor) iyonlarına ayrılır. Aynı zamanda su iyi bir taşıyıcıdır. İnsan kanının %95'i sudur. Kan dokulara besin maddesi, hormon gibi maddelerin taşınmasını sağlar. Bu nedenle kan suyun taşıyıcılığına iyi bir örnektir.
Su molekülü, H+ (hidrojen ve OH- (hidroksil) iyonlarından meydana gelmiştir. Yani su molekülü iyonlaştığı zaman H+ ve OH- iyonu oluşur. Bir çözeltide H+ ve OH- iyonlarının yoğunlukları o çözeltinin asidik ya da bazik olmasını belirler. Eğer H+ iyonunun yoğunluğu fazla ise ortam asidik, OH- iyonunun yoğunluğu fazla ise ortam baziktir. OH- iyonu ile H+ iyonunun yoğunluğu eşit olduğunda ise ortam nötrdür. Hidroklorik asidin H+ iyonu ile sodyum hidroksit bazının OH- iyonu birleşerek sodyum klorür tuzunu oluşturur.
Mineraller hücrede protein, karbonhidrat ve yağlara bağlı olarak bulundukları gibi, hücrede tuz halinde de bulunabilirler. Ayrıca hormon, enzim, vitamin gibi moleküllerin yapısına da katılırlar.
Mineraller canlının yapısına katılmakla birlikte birçok canlılık faaliyetlerini de gerçekleştirirler. Bu yüzden mineraller canlılar için çok önemlidir.
Vücudumuzun gereksinim duyduğu minerallerden fosfor (P); süt, süt ürünleri, yumurta, et, et ürünlerinde, balık ve kurutulmuş meyvelerde çok bulunur. İyot (I; denir ürünlerinde ve sofra tuzlarında, demir (Fe); karaciğer, kırmızı et, kuru üzüm, pekmez gibi ürünlerde bulunur. Ayrıca kültür mantarı da zengil mineral yüklü besinlerdendir Canlılardaki Organik Bileşikler Organik bileşikler canlıların yapısında bulunan ve karbon içeren bileşiklerdir.
Organik bileşikler 5 ana gruba ayrılır. Bunlar biyomoleküllerdir. Her gruptaki organik bileşiklerin görevleri vücut içersinde farklıdır. a. Karbonhidratlar Karbonhidratlar denilen organik bileşikler, canlının yapısına katılmakla birlikte, öncelikli görevi canlıya enerji sağlamaktır. Karbonhidratlar karbon (C), oksijen (O) ve hidrojenden (H) oluşmaktadır. Genel formuülleri CnH2nOn'dir. Bazı karbonhidratlar başka maddelerle birkeşerek hücre zarının yapısını oluştururlar. Örneğin glikolipit gibi. DNA, RNA, ATP gibi moleküllerin yapısında da karbonhidrat bulunur. a. Monosakkaritler Monosakkaritler en basit yapılı karbonhidratlardır.ş (CH2O)n formülü genel karbonhidrat formülüdür ve monasakkaritler de n sayısı 3 ila 8 arası değişir. b. Disakkaritler Disakkaritler, iki monasakkaritin birleşerek bir molekül su çıkması sonucu oluşur. Monosakkaritlerden birinden OH- iyonu diğerinin H+ iyonu ile birleşerek suyu oluşturur. dehidrasyon ---------------------> ----------------------> -----------------------> Özellikleri verilen disakkaritler, monosakkaritler gibi çok tatlı değildirler. Ancak hem monosakkaritler hem de disakkaritler genel olarak tatlı oldukları için kristal halde bulunurlar. c. Polisakkaritler Polisakkaritler de çok sayıda monosakkaritin dehidrasyonu sonucu oluşmuştur. Polisakkaritlerin oluşumunu da bir denklemle gösterecek olursak : Monosakkarit + Monosakkarit + ........ + Monosakkarit ------------------> n(Monosakkarit) n(Monosakkarit) ----------------------------> Polisakkarit + (n-1) Su Polisakkarit oluşurken meydana gelen su miktarı glikozit bağı kadardır. Polissakkaritler, monosakkaritler ve disakkaritler gibi suda çözünmez. Nişasta: Bitkilerin fotosentezi sonucu meydana gelen glikoz nişastaya dönüşür. Bu nişasta bitkinin kök, gövde, tohum ve meyvesinde depolanır. Besinlerdeki nişastanın varlığı lügol veya iyot çözeltisi ile fark edilir. Herhangi bir besin üzerine lügol veya iyot çözeltisi damlatıldığında besinin içerisinde nişasta var ise lacivert veya mor renk meydana gelir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





