|
1. Psikolojinin Konusu
Psikoloji, insan davranışlarını inceleyen bir bilimdir, insan merak eden, öğrenme ihtiyacı duyan bir varlıktır; hem kendini hem de kendi dışındaki dünyayı anlamak ister. Elde ettiği bilgiler de onun çevresine uyumunu kolaylaştırır.
İnsan yalnızca çevresini, dış dünyayı değil, kendisi ile ilgili olayları da merak eder. "İnsan nedir" sorusuna cevap arar. Bu sorunun cevabını aslında bildiğini zanneder. Oysa insan hakkında bildiğimiz düşündüğümüzden çok daha azdır.
İnsan, felsefenin, dinlerin, antropoloji, etnoloji, biyoloji, sosyoloji gibi çeşitli alanların konusu olmuştur. İnsanı inceleyen alanlardan biri de psikolojidir. Psikoloji, insanın neden, niçin ve nasıl davrandığını araştırır.
Psikolojinin Tanımı
Psikoloji psyche (nefes, ruh, zihin) ve logos (düzenli söz, bilgi) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Kelime anlamı "ruh bilgisi"dir. Ancak değişik tanımlar verilmesine rağmen o, en genel anlamda "organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bilimdir."
Tanımda geçen kavramları kısaca açıklayalım.
Organizma : Geniş anlamıyla her türlü canlıdır. Psikolojinin organizma teriminden anladığı hayvan ve insandır. Psikolojinin asıl amacı insanı incelemektir. Bazı nedenlerle hayvanlar da (deney aracı olarak, insan davranışlarıyla karşılaştırmak amacıyla) psikolojinin konusu olmuştur.
Davranış : Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Yürümek, kpşmak, ağlamak, gülmek, yemek, içmek, bisiklete binmek, saz çalmak, konuşmak gibi eylemler birer davranıştır. Bu davranışlar doğrudan doğruya gözlenebilir. Rüya görmek, öğrenmek, hayal kurmak, düşünmek, duygulanmak gibi bazı davranışlar da dolaylo olarak gözlenebilir. Rüyanın anlatılması, düşüncenin konuşmayla açıklanması gibi.
İşte "bu davranıştı" dediğimiz gibi, insanların yapıp-etmeleri, davranışın gözlenebilir yanıdır. Davranışın ortaya çıkması için insanın zihninden bir şeylerin (düşünme, problem çözme, duygulanma, anlama, algılama vb.) geçmesi gerekir. İşte bu işlemlere zihinler oluşumlar adı verilir.
Bilim : Belirli bir alanda bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar sonucu elde edilen organize bilgiler kümesi, düzenli bilgiler elde etme sürecidir. Tanımda belirtildiği gibi bilim sadece olmş bitmiş bilgiler yığını değil, aynı zamanda devam eden çalışmaları da içerir.
Bilgi : Suje-obje ilişkisinin sonucudur.
Suje : Bilen varlık. Yani bilgi ilişkisindeki insan.
Obje : Bilginin konusu olabilen herşey.
|
Belirli alanda elde edilen her bilgi, bilim değildir. Bilgilerin bilim olabilmeleri için bazı koşullara uygun olması gerekir.
- Her bilimin kendine has bir konusu vardır.
- Her bilim, bilimsel yöntemlerle araştırmasını gerçekleştirir.
- Bilim objektiftir. Elde edilen bilgiler başka araştırmacılar tarafından test edildiğinde de aynı sonuçlara varılır.
- Bilim, olayların neden-sonuç ilişkisini araştırır.
- Bilim genellemelere varmayı amaçlar. Bu genellemeler bilimsel yasa veya bilimsel teori olarak ifade edilirler.
|
Fizik, kimya, biyoloji, psikoloji, sosyoloji gibi olgulara dayanan, olguları deneysel yöntemlerle açıklayan bilimlere pozitif bilim delir.
2. Psikolojinin Amaçları
- Her bilimin daimi bir amacı vardır. Örneğin; fiziğin amacı farklı olayları genel yollarla, matematik ifadelerle açıklayan doğa yasalarını ya da temel ilkelerini ortaya çıkarmaktır. Psikolojinin de amacı organizmanın, özellikle, insanın davranışlarını inceleyerek genel yasalara varmaktır.
- Her bilimin belirli çalışma alanı vardır. Psikolojinin çalışma alanı insan davranışlarıdır. İnsan davranışlarının ne, nasıl ve niçin olduğunu araştırmak, araştırma sonuçlarından hipotez, yasa, ve teorilere varmak psikolojinin görevidir.
- İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol bile edebilir. Böylece, insana çevresine uyum sağlamasında yardımcı olabilir.
- Günümüzde psikolojinin bulgularından, çok değişik alanlarda yararlanılır. Eğitim, tıp, endüstri, ekonomi gibi olaylarda psikolojik bilgiler, insanların daha başarılı olmasını sağlamaktadır. Büyüme gelişme, yenetekler, zeka, heyecan, bellek, düşünme, öğrenme konularında elde edilen psikolojik bilgilerin eğitim alanında kullanılması ile bu alanda başarı yükselmiş, daha sağlıklı, daha modern bir eğitim anlayışı gelişmişti
|
3. Psikolojide Ekoller ve Yaklaşımlar
1879'da Alman psikolog Wilhelm Wundt tarafından Leipzig'de kurulan psikoloji labaratuvarı ile psikoloji, deneysel bilim dalı olma ünvanını kazanmıştır. İlk psikoloji deneyleri burada yapılmıştır. Psişik olaylar fizik olayları gibi incelenmeye çalışılmıştır. Daha sonra Avrupa'nın değişik yerlerinde ve Amerika'da da birçok psikoloji labaratuvarı açılmıştır.
Psikoloji, felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim haline geldikten sonra. -kısmen de olsa- bazı filozofların düşünce biçimlerinin etkisinde kalmıştır. Sistem veya ekol halinde gelişen psikoloji akımları ortaya çıkmıştır.
Ekol, belirli alanlarda belirli yöntem ve görüşleri benimseyenlerin oluşturduğu birlik, düşünce akımı, yani "....izm" lerdir.
Ekoller genellikle tek yanlı görüşlerdir. İncelemek istedikleri konu8yu temel öğeler açısından ele alırlar. Determinist anlayıştadırlar. Psikolojinin belli başlı ekolleri Strukturalizm (yapısalcılık-sihin yapışı ile ilgili psikoloji), Fonskiyonalizm (işlevselcilik-zihin göreviyle ilgili psikoloji), Behaviorizm (davranış psikolojisi), Psikanalitik Psikoloji ve Geştalt Psikolojisi'dir.
Yirminci yüzyıl piskolojisi zihinsel süreçleri açıklamak için iç gözlem yöntemini kullanan yapısalcılıkla başladı. Daha sonra psikanalitik psikoloji gelişti. Yapısalcılığıa karşı olan davranışçılık ve geştalt psikolojisi gibi akımlar ortaya çıktı. Daha önceki okulların tek yanlı determinist (belirleyici) görüşlerine tepki olarak da hümanistik (insancı) psikoloji doğdu. İkinci Dünya Savaşı sırasında ise ekoller önemini kaybederek, görüşler yavaş yavaş birbirine yaklaştı. Teorisyenler ve araştırmacıların aynı miktarda katkıda bulunduğu çoğulca anlayış, ekollerin tek yanlı anlayışı yerine geçti.
Strukturalizm (Yapısalcılık)
1879'da Wilhelm Wundt'un psikoloji labaratuvarını kurması ile deneysel psikolojinin temelleri atılmıştır. Wund, ilk çalışmalarında duyum ve imgeleri araştırdı. O ve izleyenler karmaşık zihinsel yaşantıların yapışını incelemeye çalışmışlardır. Bu nedenle bu ekole yapısalcılık denir. Örnek aldıkları bilim dalı ise kimyadır. Kimyada nasıl bileşik maddelerin yalın elementlerinden oluştuğu çözümleme ile anlaşılıyorsa, karmaşık bilinç olaylarının yapısal açıdan çözümlenmesi ile de psişik olayların daha iyi anlaşılıp açıklanabileceğini ileri sürmüşlerdir. Onlara göre psikolojinin amacı, bilincin karmaşık yapışını çözümlemek, zihnin en yalın öğelerini araştırmak ve bunlar arasındaki ilişkileri bulup yasalar halinde formüle etmektir. Artık duyumlar, algılar, anılar labaratuvarda incelenmeye başlanmıştır.
Yapısalcıların araştırmalarında kullandıkları yöntem, içgözlem (introspection) ve deneydir (experiment). Temsilcileri Wundt ve Titchner'dir.
Fonksiyonalizm (İşlevselcilik)
William James, James B. Angeli ve John Dewey gibi Amerikan filozoflarının ve eğitimcilerinin oluşturduğu ekoldür.
Fonksiyonalistler, yapısalcıların görüşlerine karşı çıktılar. Onlara göre bilincin ne olduğundan çok, ne için olduğunu bilmek önemlidir. Yani bilincin amacı ve işlevini bilmek asıl amaç olmalıdır. Bunlara göre insan davranışlarını anlamak için sadece bilinç olaylarını çözümlemek yoluyla incelemek yeterli değildir. Bilinç incelenmelidir ama bunun yanında insanın çevresine uyumunda yardımcı olacak, öğrenme gibi uyum davranışları da incelenmelidir. İşlevselciler davranışı, çevreye uyum süreci olarak tanımlanmışlardır. Bu ekolün amacı algılama, düşünme, duygulanma gibi içsel eylemlerin, hayatta karşılaşılan çeşitli problemlerin çözümlenmesine nasıl yardım ettiğini açıklamaktır. İşlevselciler eyleme ve yararcılığa dönüktür.
Fonksiyoncular, yöntem olarak içgözlem ve gözlemi kullanmışlardır. Davranışları,özel olarak da öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır.
Behaviorism (Davranışçılık)
Birinci Dünya Savaşı sıralarında behaviorist denilen bir grup Amerikan psikologu, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmışlardır. Bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmışlardır. Bilinç hallerinin değil, ama davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gereklidir. Psikolojinin bilim haline gelebilmesi için gözlenebilir, ölçülebilir fenomenlerin doğa bilimlerinde kullanılan objektif ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerekir. Gerek yapısalcıların, gerekse işlevcilerin kullandıkları iç gözlem yönteminin kullanılması bilime aykırıdır.
Objektif bilgi (Nesnel bilgi); bu konuya uygun bir örnek vermek gerekirse: "2" çift sayıdır, objektif bir bilgidir. Fakat "2" uğursuz sayıdır, subjektif bir bilgidir.
Davranışçıların önde gelen temsilcileri Watson, Pavlov ve Dashiel'dir. Bunlar bilinç kavramı bir yana bırakıp davranışları incelemişlerdir. Davranışçılara uyaran (stimulus) tepki (response) psikologları da denir. Davranışçılara göre objektif tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılarla, insanların bu uyaranlara karşılık gösterdikleri tepkilerdir. Davranışçılar gözlem ve deney yöntemini kullanırlar.
Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar. Bu nedenle hayvanlar üzerinde psikolojik araştırmalar yapmışlardır. Örneğin Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler üzerinde yapmıştır.
Psikodinamik Yaklaşım (Psikoanalitik Psikoloji)
19. yy'ın sonunda S. Frued'un öncülüğü ile bir grup hekim, akıl ve ruh hastalıklarını psikolojik açıdan incelemeye çalışmışlardır. Zira bu hastalıklardan birçoğunun fiziksel veya organik kaynakları bulunamıyordu. Hastalıkların kaynaklarının bulunmasına önce hipnoza başvurulmuş, daha sonraları da psikanaliz yöntemi geliştirilmiştir. S. Freud, akıl hastalarının psikolojik nedenlerini incelerken "bilinçaltı"nı keşfetmiştir. Frued ve arkadaşları, psikoz ve nevrozların çoğunun, kişinin çocukluktan itibaren tatmin edilmemiş olan arzu ve ihtiyaçlarının baskı altına alınmasından, bilinç dışına itilmesinden meydana geldiğini öne sürmüşlerdir. Kliniklerde yaptıkları deneylerde bunu kanıtlamaya çalışmışlardır.
Freud'a göre içsel yaşantılar bilinçlik bakımından birbirinden farklı üç düzeyde bulunurlar. Bunlardan tam bilinç düzeyinde kişi, anılar, düşünceler, duygular gibi içsel yaşantılarının farkındadır. Bilinç tam olarak aydınlıktır. İkinci düzey bilinç ötesidir. Burası bilince yakın olan anıların, arzuların bir deposu gibidir. Kişi bunların farkında değildir ama istediği anda bilinç alanına çıkarabilir. Üçüncü düzey ise bilinçaltıdır. Burada kişinin istediği zaman bilinç alanına çıkaramadığı, varlıklarından bile haberdar olmadığı duyguları, düşünceleri, anıları, dürtüleri bulunur. Bilinçaltında bulunan bu düşünceler yok olmazlar. Kişiyi rahatsız eder, davranışlarını şu ya da bu şekilde etkilerler. Bilinçaltı düşünceleri rüya ve hayallerde ortaya çıkar.
Freud'a göre anormal davranışlar, aslında insanların ruhsal çatışmalarından kurtulabilmek için başvurdukları çabalardır. Bu nedenle bu davranışlar asla anlaşılmayacak olan davranışlar değildir. Normal davranışlarla aralarında yalnızca bir derece fark vardır.
Freud ayrıca kişilik konusunda da yeni bir görüş getirmiştir, insanın id, ego ve süperego denilen üç yanını ve bunların etkileşimini incelemiştir.
id : İnsanın biyolojik yanı.
ego : İnsann psikolojik yani
süperego : İnsanın toplumsal yanı |
Özet olarak şunu söyleyebiliriz. Psikanalitik psikologlar (Freud, Adler ve Jung) akıl hastalarını ve bilinç altını klinik yöntemlere ve gözleme başvurarak incelemişlerdir. Psikolojinin bulgularını hekimlik alanında kullanmışlardır.
Gestaltçı Yaklaşım (Bütünlük Psikolojisi)
Max Wertheimer, Kurt Kofka, Kurt Lewin gibi Alman psikologlarından oluşan psikoloji ekolüdür. Algı ve bellek konusunda incelemeler yapmışlardır. İç gözlem, gözlem ve deney yönteminden ararlanmışlardır. Görüşleri özellikle eğitim alanında kullanmışlardır.
- Gestalt (Gestalt) : Bütün, biçim, yapı anlamına gelir.
- Biçim (Gestalt) : Oluştuğu parçalar ve ilişkilerin toplamı ile açıklanamayan ve bunun üstünde bir bütünlüğü olan görünüm ya da yapı.
|
Gestalt psikolojisinin temsilcileri davranışların bir bütün olduğunu, bunun parçalara ayrılamayacağını savunmuşlardır. Gestalt psikolojisine göre parçaların bir bütünlük içinde anlam kazanması önemlidir. Örneğin; bir tablo, tuval, boya ve renklerin toplamından çok daha farklı bir şeydir. Tek tek anlamı olmayan parçalar bütünlük halinde anlam kazanır.
Hümanistik (insancı) Yaklaşım
Çağdaş bir psikoloji akımıdır. Kurucuları Gestaltlar'dan etkilenmistir. Varoluşçu (existentialist) felsefe akımının görüşlerini benimsemişlerdir. Bu yaklaşımın öncü ve temsilcileri Rogers, Maslow, Sartre, Charolette Bühler, Frankl, Bingswagner'dir. Davranışçı ve psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır. Özellikle insanı ele alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzenin ya da iş örgütünün aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden, davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı hale getirmek kişinin kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar etmeyecektir. Geçmiş ya da gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir.
İnsan için bilim amaç değil ancak araç olabilir.. İnsanı tanırken dogmatik görüşlerden kaçınmak gerekir. İnsan davranışlarını denetim altına almak yerine daha çok özgürlüğe yer vermelidir, insanı anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için iç gözleme başvurmak zorunludur. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan bakılarak davranışları yordanamaz. Bu akım insanı, inceleme yöntemini getirmiştir. Psikolojiyi bir bakıma yeniden felsefeye yaklaştırmıştır. (Yordama : Bilimsel bilgiye ulaşmak üzere yapılan gözlem ve çözümlemerde başvurulan kurallı işlemler sistemi.)
Psikolojinin amaçlarından biri insan davranışlarını kontrol etmektir. Oysa Hümanistik yaklaşımda olanlar, psikolojik kontrolün insanlığın zararına kullanılabilineceği inancındadırlar. Örneğin; iyi insan yetiştirmek doğru bir amaç gibi gelebilir fakat bu konuda çok çeşitli görüşler ortaya atılabilir.
Bilişsel (Cognitive) Yaklaşım
Bilme ve biliş (cognition) olguları hep insanın ilgisini çekmiş, değişik yaklaşımların konusu olmuştur.
Bilgi edinme ve bilinçli duruma gelme sürecinin öğrenme ve davranış üzerine etkileri psikolojinin konusunu oluşturur.
Çağdaş biliş anlayışında iki yaklaşom göze çarpar. Bunlardan biri Bilgi İşlemi yaklaşımıdır. Bunda düşünceyi ve usavurma (akıl yürütme) süreçlerini açıklamak amaçtır. Bu yaklaşım insan zihnini çeşitli programlara göre bilgi edinmek, bilgiyi işlemek, depolamak ve kullanmak üzere tasarlanmış gelişkin bir bilgisayar sistemi olarak ele alır.
-
Biliş: Bilme olayı ilgili bir süreç, insanın bir nesne ya da olayın varlığına ilişkin bilgi ve bilinçli duruma gelme süreci.
|
Diğer yaklaşım Jean Piaget'in çalışmalarına dayanan yaklaşımdır Gelişme psikolojisi alanındaki çalışmaları ile tanınan Piaget, çocuğun yetişkinliğine değin bir dizi zihinsel gelişim evrelerinden geçtiğini savunmuştur. Piaget çocukta dört gelişim evresi saptamıştır. Piaget'in gelişme ile ilgili görüşleri eğitim anlayışında değişiklikler getirmiştir.
-
| Gelişme Psikolojisi : Birey ya da birey gruplarını psikolojik gelişim açısından çeşitli aşamalarda gösterdikleri davranışların özelliklerini inceleyen psikoloji dalı. |
Belli kavramların özümlenebilmesi için zihinsel gelişmede belli aşamaların tamamlanmış olmasının gereği anlaşılmıştır. Öğretmenin görevi, çocuğa yalnızca bilgi aktarmak değil, ona dünyayı keşfetmesinde rehberlik etmektir.
A.B.D.li psikolog ve eğitimci Jerame S. Bruner, küçük çocuklarda algı, öğrenme, bellek gibi biliş biçimleri konularındaki çalışmaları ile eğitim anlayışında etkili olmuştur. Çalışmaları, ders programlarının yeniden düzenlenmisi sağlamıştır.
J-S. Bruner'e göre çocuklarda doğal bir merak ve değişik konulara ilgi vardır. Hangi gelişim aşamasında olursa olsun her çocuğa, uygun bir biçimde verilmesi koşuluyla her konuyu öğretmek mümkündür.
Biyolojik Yaklaşım
Buna psikobiyolojik ya da biyopsikolojik yaklaşım da denilebilir. A.B.D.li psikiyatr Adolf Meyer'in öncülüğünü yaptığı Psikiyatri Okulu'nun yaklaşımıdır. Meyer, insanı bütünselliği olan biyolojik bir birim olarak kabul eder. İnsan davranışını anlayabilmek için biyoloji, psikoloji ve sosyolojiden yararlanmak gerekir. Meyer'e göre zihinsel bozukluklar organik ve kalıtsal etkenlerin karmaşıklaştırdığı gerçekçi olmayan beklentiler ve yanlış alışkanlıkların sonucunda ortaya çıkar.
4. Çağdaş Psikolojide Uzmanlık Alanları
Çağdaş Psikoloji'de uzmanlık alanları "Deneysel Alanlar" ve "Uygulamalı Alanlar" olarak sınıflandırılır. Deneysel alanlar, daha çok akademik araştırmaları içerir. UYgulamalı alanlarda da akademik çalışmalarla elde edilen bilgiler pratik hayata uygulanır. Bu uygulamalardan çeşitli psikoloji alanları doğmuştur.
a ) Deneysel Alanlar
Deneysel alanlarda psikolojinin amacı daha çok teoriktir. Bilmek için araştırmak, bilimsel amaç esastır. Buna Akademik Psikoloji de denir. Bunlar:
Genel Psikoloji: Psikoloji ile ilgili prensipleri ve davranışın temellerini araştıran, psikolojinin temel kavramlarına anlam kazandıran psikoloji dalıdır.
Genetik Psikoloji: Davranışların ortaya çıkmasından itibaren gelişmesini, gelişme dönemlerini araştıran psikolojidir.
Deneysel Psikoloji: Labaratuvar deneylerinin yapıldığı, hipotezlerin gerçekleşmesi ile ilgi deneysel araştırmaların sürdürüldüğü ve davranışların açıklandığı psikoloji dalıdır.
Sosyal Psikoloji: Bireyin toplumla ilişkilerini ve toplumun bireyi etkilemesi ile ilgili olaylar üzerinde araştırmalarını sürdüren psikolojidir.
Çocukluk, Gençlik, Yetişkinlik Psikolojisi: Çocukluk psikolojisi, bebeklikten ergenlik dönemine kadar olan davranışlarda, gençlik psikolojisi 12-20 yaşlar arasındaki davranışlarda, yetişkinlik psikolojisi ise 20 yaştan itibaren meydana gelen davranış değişmelerini ve gelişmelerini araştıran psikoloji alanıdır.
Karşılaştırmalı Psikoloji: Farklı cinslerde görülen davranışların karşılaştırılmasını ve farklşılıklarını inceleyen psikoloji dalıdır.
Ayrıca insan davranışlarını inceleyen "insan psikolojisi", hayvan davranışlarını inceleyen "hayvan psikolojisi" başlıca uzmanlık alanları olarak sıralanabilir.
b) Uygulamalı Alanlar
Uygulamalı Psikoloji ise deneysel alanlarda elde edilen bulguların günlük yaşamda karşılaşılan sorunların tanısını, belirlenmesini, çözümlenmesi kolaylaştırmak amacıyla kullandığı alanlardır. Başlıcaları Eğitim Psikolojisi, Klinik Psikolojisi, Edüstriyel Psikoloji, Hukuk Psikolojisi vb. dir.
Eğitim Psikolojisi: Psikolojinin; algılama, öğrenme, düşünme, motivayson, heyecan, zeka ve kişilik, çevre-insan etkileşimini araştıran alanlarındaki bulguların eğitime uygulanması ile gelişmiş bir alandır. Eğitim ve öğretim alanlarındaki birçok problemin çözümünde bu teorik (kuramsal)bilgilerden yararlanılmıştır. Gerek öğrenc, gerek öğretmen, geret öğretim teknikleri ile ilgili yenilikler ve gelişmeler bu çalışmaların sonucudur. Ayrıca okul hayatının fizik koşullarının gereği bu araştırmalrın ışığında belirlenmiştir.
Klinik Psikoloji: İnsanların zeka, kişilik, ruh hastalıkları gibi çeşitli konulardaki problemlerinin teşhis edilmeleri ile ilgili olarak geliştirilen teknikler üzerinde çalışılan uygulamalı psikoloji dalıdır. Kliniklerde çeşitli teknikler geliştirilir. Bu teknikler uygulanarak zekada normak ve anormal durumlar, kişilik bozuklukları, çeşitli ruh hastalıkları teşhis edilir. Psikologlar, özellikle klinik psikolojide psikiyatristlerin yardımcısı olarak çalışırlar. İhtiyaç duyulduğunda testlerin uygulanması, değerlendirilmesi psikoloğun görevidir.
- Psikolog: Psikoloji eğitimi gören kişi. Özel anlamda, kliniklerde uyum bozukluklarının teşhisinde, terapinin uygulanmasında, çeşitli yöntemlerin uygulanıp değerlendirilmesi konusunda psikiyatriste yardımcı olan kişi.
- Psikiyatrist: Tıp eğitimi görmüş ve psikiyatri konusunda uzmanlık yapmış doktor.
|
Endüstri Psikolojisi: Psikolojinin verilerinden yararlanarak endüstriyel alanlarda işe göre eleman seçme, üretlien araç ve gereçleri insan yapısına uygun olarak düzenleme, çalışanların psikolojik problemlerini çözme amacıyla araştırmalar yapan bir daldır. Günümüzde işyerlerinin insan sağlığına uygun düzenlenmesi, işin en az enerji harcanarak en uygun biçimde yapılması, kişinin fizyolojik yapısına ve yeteneklerine uygun bir işte çalışması gibi konular endüstri psikolojisini ilglendirir.
Üretilen malların pazarlanmasında satıcı-alıcı etkileşimi, malların tanıtılması amacıyla yapılan reklamlar psikolojik verilere dayanmaktadır. Kişinin hiç ihtiyacı olmadığı halde satın aldığı eşyalar göz önüne getirildiğinde reklamın üzerimizdeki etkileri açıkça görülür.
Hukuk Psikolojisi: Hukukta psikolojinin teorik bilgilerinden yararlanılan psikoloji dalıdır. Sanık ve tanığın psikolojik durumları, sorgulanması, yargılanması ve yasalar karşısında insanların tutum ve tavırlarını araştıran alanlardan biridir. Sanık ve tanığın tanımlanması, suçlu insana karşı gösterilen tavır değişimleri, cezaevi şartlarında yapılan düzenlemeler, bu çalışmaların bir sonucudur.
5 . Psikolojide Araştırma Yöntemleri
Bilimlerin amacı, olaylar hakkında kanıtlanabilir bilgiler elde etmektir. Bu amaca errişmek için izledikleri sistemli yola, her araştırma tekniğine yöntem denir. Değişik bilim dallarında birçok yöntem kullanılır. Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı yöntemlerin çoğunu kendi konusuna göre kullanır. Bunların başlıacaları betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler, korelasyonel yöntemler, deneysel yöntemlerdir.
a ) Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler
Betimleme ve tanımlama amacıyla tarama yöntemi, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi yöntemlerinden yararlanılır.
1. Tarama Yöntemi: Belirli sorunlarla ilgili olarak geniş kitlelerin görüşlerinin alınmasıdır. Sorular önceden hazırlanır. Sözgelimi Tv yayınlarının eğitime etkisi konusunda öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşlerini almak üzere bir araştırma yapabilir, sorular görüşmeden önce hazırlanır ve geniş kitlelere yöneltilir. Elde edilen sonuçlar yorumlanır. Tarama amacıyla test ve anketler uygulanabilir.
Test: İnsanların zekalarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını, kişiliğini vb. ölçmek amacıyla kullanılır. Tstler ölçülecek davranışları içine alacak biçimde oluşturulur. Testlerden alınan sonuçlar objektif (nesnel) biçimde yorumlanır. Testlerden alınan bilgler insan davranışlarını oldukça sağlam biçimde açıklar. Testler, ölçtükleri konuya (zeka, yetenek, kişilik vb.) uygulama alanlarına (birey ya da gruplara uygulanması), uygulama biçimlerine (sözlü, sözsüz oluşu vb.) göre sınıflandırılır.
Anket: Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak cevaplandıracağı sorulardan oluşmuş soru kağıtları kullanılarak yazılı cevalar aracılığıyla gözlemde bulunma işidir (Anket uygulanan kişiler okur-yazar değillerse anket uygulanan kişi kartları onlardan alacağı cevapları göre kendi doldurabilir.)
2. Doğal Gözlem: Olayların doğal durumunda izlenmesidir. Güdümsüz gözlem de denilebilir. Oyuncakları ile oynayan çocuğun, zor bir problemi çözmeye uğraşam öğrencinin davranışlarını ona hissettirmeden, en ince ayrıntısına kadar gözleyip kaydedebiliriz. Bu amaçla gözlem odaları ya da gizli kameradan yararlanabiliriz.
3- Görüşme: Görüşme, karşılıklı konuşmadır. Bu konuşma bir kişi ile olabliceği gibi bir grup insanla da olabilir. Hekim hastasına sorduğu sorularla nasıl hastalık hakkında görüş kazanıyorsa, psikolog da çeşitli konularda yaptığı konuşmalarla öyle görüş kazanabilir.
4- Vaka (olay) İncelenmesi: Bazı durumlarda insan davranışını tanımak pek kolay olmaz. Olayın derinliğine inmek gerekir, insanın davranışını tanımak için bu geçmiş yaşantıların, önemli olayların (hastalık, kaza, şoklar) ve ilişki kurduğu insanların ona nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir. Bunun için psikolog incelediği kimsenin ailesi, arkadaşları ve diğer ilgililerle konuşur. Elde ettiği bilgileri nesnel olarak kaydeder. Davranışların nedenlerini ortaya çıkarırken bu bilgilerden yararlanır.
b) Korelasyonel Yöntemler
Korelasyon: Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli-anlamlılık düzeylerinde belirlenen ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan ilişki, sözgelimi "cinsiyet ile öğrenme başarısı arasında ilişki var mıdır?" ya da "matematik dersindeki başarı ile müzik dersindeki başarı arasında ilişki var mıdır?" diye sorulablir. Araştırma sonunda ileri sürülen iddia doğrulanırsa (müzik dersinden başarılı olanlar matematikte de başarılı ise; ya da farklı cinslerin öğrenme konusundaki başarılıları da farklı ise, iki değişken arasında korelasyon vardır denilir. Korelasyon pozitif (+) ve negatif (-) yönde olabilir. Değişkenler aynı yönde değişme gösteriyorsa negatif korelasyondan söz edilir.
c. Deneysel Yöntemler
Doğal Gözlem, gözlem, varsayım (hipotez) ve deneyleme aşamalarından geçer.
1. Doğal gözlem: Olayların akışına gözlemcinin karışmadığı gözlem biçimidir.
2. Varsayım (hypothesis-hipotez) : Olaylar ve olgular arasında neden-sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yolu ile test edilecek (sınanacak) olan öngörü, ilk gözlemlerden yola çıkarak, olaylar arasında nedensellik ilişkisi kuracak geçici açıklama yapılabilir. Bu açıklamalar doğrulandığında yasa haline gelebilir.
3. Gözlem: Olayın başından sonuna kadar izlenerek görülenlerin kaydedilmesidir. Deneysel yöntemde bu aşamada kastedilen, doğan olmayan (güdümlü gözlemdir.
Güdümlü gözlem: Olayların yeri, zamanı ve koşullarının gözlemci tarafından hazırlandığı gözlem biçimidir. Nelerin, nasıl gözlenebileceği, nasıl kaydedilceği önceden araştırılır. Aktif gözlem ya da deneyleme de denilebilir.
Deney (Experiment) : Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlamış gözlem ya da deneyleme sürecinin ürünüdür. Diğer bilimlerde olduğu gibi deney yöntemi, psikolojide de araştırmaların temelidir. Psikoloji deneylerinde denek ya da denek grupları kullanır. En az iki denek grubu kullanılır. Denek gruplarının yaş, cinsiyet, eğitim, yetenek, ilgileri vb. açısından birbirleriyle oldukça benzer kişilerden oluşturulmasına özen gösterilemlidir. Çünkü bu özellikleri deneyin sonucunu etkiler. Denek gruplarından biri, koşulları sabit tutulan kontrol grubudur. Diğeri de hipotezin koşullarını uyguladığımız deney grubudur. (Denek: deney yapılan organizma.)
Örneğin; bir sınıfta öğrencilerin Fransızca'yı daha iyi öğrenmeleri konusunda hiç Türkçe knuşmamanın etkisini araştırdığımız varsayalım. Bunun için zeka, yaş vb açısından eşlenebilecek iki grup oluşturulur. İkisinde de aynı konular işlenir. Birincisinde (deneme grubu) Türkçe konuşulmasına izin verilmez, ikincisinde (kontrol grubu) izin verilir. Sonuçta başarılar arasında fark olduğu görülürse (diğer şartların eşit olduğu düşünülerek) varılan sonucun Türkçe konuşulmasından ya da konuşulmamasından kaynaklandığı yargısına varılır.
d) Araştırmalarda ahlaki ilkeler
Her bilim gibi psikoloji de kötü amaçlar için kullanılabilir. "Bilinçaltı güdülenme", "araçlı şartlanma", "psikobiyoloji" alanındaki araştırmalar kötü amaçlarla kullanılabilecek özellikler taşırlar. Ancak kötü amaçla kullanılabileceği kaygısı ile bu bilimden vazgeçmek anlamszıdrı. Ateş yangına da neden olabilir, yiyeceklerimizi de pişirebilir, önemli olan bilimi insanlığın iyiliği için kullanmaktır. Bunun için psikoloji çalışmalarının nesnel, önyargısız olması gerekir. İnsanlık adına bile olsa, bir tek kişiye zarar verebilecek çalışmalar yapılmamalıdır.
6. Psikolojinin Diğer Bilimlerle İlişkisi
Psikolojinin felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim olması, onun diğer bilimlerle ilişkisinin koptuğu anlamına gelmez. Her bilim dalının diğerleri ile ilişkisi vardır. ncak birbirlerine yakın olan bilim dallarının ilişkisi diğerlerinden daha yoğundur. Örneğin, insanı konu olarak ele alan antropoloji, etnoloji, sosyoloji, psikolojiyle daha yakın ilişki içindedir. (Antropoloji; insan bilimi.)
Psikoloji-Antropoloji: Antropoloji, insanı inceleyen bilim dalıdır. İnsanın gelişim sürecini, ırklarını inceler. Elde ettiği sonuçlar günümüz psikolojisine ışık tutar.
Psikoloji-Etnoloji: Etnoloji, insan toplumlarının günümüzde ya da tarih öncesi dönemlerde yaşayan ilkel toplulukların kültürlerini inceler, insanın kişiliği, algıları, kanıları üzerinde içinde yaşadığı kültürün etkisi oldukça çoktur. Bu nedenle etnoloji çalışmaları psikolojiye yardımcı olur.
Psikoloji-Sosyoloji: Sosyoloji toplum bilimidir. Toplumun yapısını, toplumsal sistemleri inceler. Toplum tek tek kişilerden oluştuğuna göre sosyoloji ile psikoloji oldukça yakından ilişkili bilim dallarıdır. Her iki bilim dalının ortak ürünü olarak sosyal psikoloji dalı doğmuştur. Ancak bununla birlikte sosyoloji ve psikolojiyi tek bir bilim dalı olarak görmek yanlıştır. Çünkü iki bilim dalının oldukça farklı yanları ve çalışmala alanları vardır. Örneğin, sosyoloji yalnızca insan toplumlarını incelemesine karşın psikoloji bazı nedenlerle hayvanları da inceler.
|