Arama
Ana Menü
| anasayfa |
| tüm içerik |
| iletişim |
| tarih |
| spor |
| şarkı sözleri |
| genel |
Sağlık
| baş ağrıları |
Medya
| resimler |
| şarkı sözleri |
Seçme Galeriler
Giriş Formu
saat
| Adolf Hitler |
|
|
|
| Yazar , Yunus Emre Sezgin | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 12 04 2004 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
![]()
Adolf Hitler 20 Nisan 1889'da, Avusturya'nın kuzeyinde Almanya sınırına yakın olan Braunau am Inn'de doğdu. Gümrük memuru olan 1837 doğumlu babası Alois Hitler'in altı çocuğunun dördüncüsü (üçüncü oğlu) olarak dünyaya geldi. Alois yasal olmayan yollarla dünyaya gelmişti ve 39 yaşına kadar annesinin kızlık soyadı olan Schicklgruber'i kullandı. 1876 yılında Alois, üvey babası olan Johann Georg Hiedler'in soyadını kullanmaya başladı.Bunun için doğumlardan sorumlu bir rahibe gitti. O sırada katip muhtemelen nüfusa Hitler yazdı. Böylece Hiedler soyadı Adolf'a, Hitler olarak miras kaldı. Adolf Hitler dedesinin kim olduğunu tam olarak bilmiyordu. Ya Johann Georg Hiedler'dü ya da Johann'ın kardeşi Johann Nepomuk Hiedler'di. Adolf Hitler'in sülalesinin bir tarafının Yahudi olduğu söylentileri ortaya atıldı. Hatta savaş sırasında bu iddialar çok ateşlendi. Babaaennesi Maria Schicklgruber, Graz'da bir Yahudi evinde hizmetçi olarak çalışırken hamile kalmıştı. Yani Hitler'in atalarından biri Yahudi idi ve bu olay Hitler'in ırkçı ideolojisine uymuyordu. Rakipleri sürekli Yahudi bir aileden geldiğini kanıtlamaya çalıştı. Özellikle Sovyet propagandası Hitler'in Yahudi olduğunda ısrarlıydı. Dünyanın en ünlü gazeteci ve tarihçilerinden biri olan William Lawrence Shirer'e göre , Hitler'in yerli kabilesi Waldviertel'de, tepelik ve ormanlık, ufak köylerden ve küçük çiftliklerden oluşan bir yerde. Alois Hitler'in (sağda) işi nedeniyle aile Branau'dan Passau'ya, oradan Lambach'a, oradan Leonding'e ve son olarakta Linz'e taşındı. Adolf Hitler, sürekli değiştirdiği okullarında öğretmenleri tarafından iyi bir öğrenci olduğu belirtildi. Buna rağmen Linz'deki 6. sınıfında (1900-1901) derslerini veremedi ve sınıfı tekrarlamak zorunda kaldı. Öğretmenlerinin nedeni ise Hitler'in çalışmak için hevesi olmamasıydı. Ancak Hitler daha sonra sınıfta kalma nedeninin babası Alois'e karşı aldığı cephenin bir yansıması olduğunu söyledi. Cephe almıştı çünkü babası, Aoldf'un kendisi gibi gümrük memuru olmasını istiyordu. Ancak Adolf ressam olmak istiyordu. Ancak resimleri beğenilmedi ve Adolf Hitler kendisini "anlaşılamayan artist" olarak gördü. Herşeye rağmen Adolf 13 yaşındayken, 3 Ocak 1903'te babasının ölümünün ardından tekrar okula döndü. Fakat 16 yaşında mezun olamadan ve herhangi bir dalda diploma alamadan okulu bıraktı. 1905 yılına girildiğinde Hitler, babasız bir şekilde annesi Klara Hitler'in (solda) desteği ile hayatına devam ediyordu. 1907 ve 1908'de başvurduğu Viyana Güzel Sanatlar Akademisi'nden "resim yapmaya uygun değil" nedeni ile iki kez reddedildi. Daha snra yazdığı kitapta Hitler, ressamlık hakkında şunları yazdı: "Amacın Saray Müzesi'ndeki resim galerisinde çalışmaktı. Ancak müze dışında herşeye ilgim vardı. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar birşeyden başka birşeye ilgi duyuyordum. Fakat en en çok ilgimi her zaman inşaatlar çekmiştir." Kavgam, 2. Bölüm, 3. paragraf (Mein Kampf) Okulun rektörünün de tavsiyesi ile yürümesi gereken yolun bu yol olduğuna ikna oldu ve mimarlık için eğitim almaya karar verdi. Fakat bu iş çok yorucu olduğundan ve Hitler'in ne lise ne de başka bir alanda diploması olmadığından bu arzusunu sürdüremedi. 21 Aralık 1907'de annesi Klara Hitler 47 yaşındayken göğüs kanserinden hayatını kaybetti. Hitler annesinden kalan bütün yetim haklarını kızkardeşi Paula'ya bıraktı. Fakat daha sonra Hitler 21 yaşına geldiğinde miras olarak halasından bir miktar para aldı. Viena'da durumu kötü olan bir ressam olarak çalışmaya başladı. Kartpostalların üzerindeki resimleri kopyaladı, turistlere ve tüccarlara resim yaparak sattı. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Hitlerin 2000'in üzerinde resim yaptığına dair kanıtlar bulunmaktadır.
1909 yılına girildiğinde Hitler bir evsizler barınağında görüldü. Ardından 1910 yılında fakir işçilerin çalıştığı bir eve yerleşti. Aynı zamanda Viyana'nın resimlerini yapıp turistlere satıyordu. Birçok biyografici Hitler'in yaptığı resimleri satmasında bir Yahudi evi olan Hanisch'in büyük yardımı olduğunu vurgular. Hitler ilk kez Viyana'da ırkçı düşünceler beslemeye başladı. Viyana'da pek çok Yahudi vardı. Bunların arasında Ortodoks Yahudileri ve Doğu Avrupa Yahudileri de bulunmaktaydı. Hitler yavaş yavaş okuduğu kitaplardan etkilenmeye başladı. Özellikle ırk ideolojisti ve Yahudi düşmanı Lanz von Liebenfels'ın yazılarından etkilendi. Hitler daha sonra Yahudiler'in, Aryan ırkı olarak belirttiği ırkın doğal düşmanı olduğunu ve Avusturya'da çıkan kargaşanın ve krizin tamamen Yahudiler'in suçu olduğunu iddia etti. Hitler'in bazı açıklamaları saçma boyutlara bile ulaştı. Ergenlik döneminin sonlarında çıkan bir aknesinin "görünmez Yahudi sihiri" ile ortaya çıktığını söyledi. Daha sonraki yıllarda Hitler'in yakın çevresinde bulunan biri Führer'in hayatını yazarken şu kelimleri kullandı : "Führer'in herhangi bir nedenden dolayı kafası bozulduğu zaman hepimiz biliyordukki, rastgele birkaç Yahudi seçilecek, ardından sıraya dizilip kurşunlanacaktı." Mayıs 1913'te babasından kalan mirasın bir kısmı eline ulaşan Hitler, her zaman yaşamayı çok istediği Münih'e taşındı. Münih'e taşındıktan sonra mimarlığa yöneldi ve Aryan ırkı üzerinde çalışmalar yapan İngiliz yazar Houston Stewart Chamberlain'in yazılarıa ilgi duymaya başladı. Ayrıca Münih'e taşınınca Avusturya'daki askerlik görevinden de bir süreliğine kaçmıştı. Ancak Avusturya ordusu kısa bir süre sonra Hitler'i tutukladı. Fiziksel sınavdan sonra (o sırada 1.73cm idi) komutanlara yalvarıp askerlik görevi için uygun olmadığını söyledi. Uzun uğraşlar sonrası görev için uygun olmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı ve Münih'e geri döndü. Herşeye rağmen, Almanya 1914'te Birinci Dünya Savaşı'na girince, Bavyera ordusunda adı listeye yazıldı. Hitler savaş süresince Fransa ve Belçika'da görev yaptı. 16. Bavarya Alayı'nda haberci olarak çalıştığından dolayı sürekli hatlar arasında gidip gelmek zorunda kalıyor, böylece düşman mermilerine hedef olması çok kolaylaşıyordu. Geçirdiği bu zamanları daha sonra karikatürize etti ve bu karikatürler ordu gazetesinde yayınlandı. Cesareti nedeniyle Hitler'e iki kez nişan takıldı. İlk olarak ikinci sınıf olarak bir "Demir Haç" ve 1914'te de birinci sınıf olarak ikinci "Demir Haç"ını aldı. Kendi rütbesinde olan askerlerin hayalini bile kuramadığı madalyalara böylece kavuşmuş oldu. Buna rağmen Hitler'in bulunduğu alayda liderlik vasfına uygun biri bulunmadığından ve ordu iyi yönetilmediğinden hiçbir zaman bir üst rütbeye çıkamadı. Bazı tarihçiler üst rütbeye geçememesinin nedenini Almanya vatandaşı olmaması olarak gösteriyor. Merkez karargahı tarafından Hitler'e verilen görevlerin çoğu çok tehlikeliydi. Ama bu sayede Hitler daha çok ilham alıyor, yaptığı resimlere daha çabuk konu buluyordu. 1916'da Hitler bacağından yaralandı fakat Mart 1917'de tekrar görevinin başına döndü. Yaralandığı için "Gazi Rozeti" madalyasını Sebastian Haffner'dan aldı. Ardından da Hitler'in öncephedeki deneyiminden dolayı üstlerine Hitler'i övdü. Birinci Dünya Savaşı'nın bitmesinden kısa bir süre önce 15 Ekim 1918'de Hitler, zehirli gaz saldırısı sonucu geçici bir körlük yaşarayak hastaneye kaldırıldı. Bu olaydan sonra Hitler hayatındaki en büyük amacın Almanya'yı kurtarmak olduğunu tamamen benimsedi. Bu sırada tedavi gördüğü hastanede ordunun doktoru ve özel bir psikiyatrist Hitler'in kesinlikle insanları yönetebilecek ruhsal dengeye sahip olmadığını rapor ettiler. Zamanın ordu komutanı "Bu kontrolsüz insanı hiçbir zaman terfi ettirmeyeceğim!" dedi. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Hitler orduda kalmaya devam etti. "Ulusal düşünce" denilen Eğitim ve Propaganda Birliği tarafından düzenlenen toplantılara Reichswehr grubu ile katıldı. Bu grubun amacı Almanya'nın savaşta neden başarısız olduğunu araştırmak ve suçluyu tam olarak
1920'de Hitler ordudan bırakıldı ve partide tam zamanlı çalışmaya başladı. 1921'in başlarında kalabalık gruplar önünde yaptığı etkileyici konuşmalarla göze çarpmaya başladı. Şubat ayında Hitler, Münih'te yapılan toplantıda neredeyse altı bin kişinin olduğu bir kalabalığa seslendi. Daha önceden toplantının reklamını yapmak için iki kamyon dolusu afiş bastırtıp dağıttırdı. Özellikle marksistler, Yahudiler ve rakip olarak gördüğü politikacılar hakkında yaptığı konuşmalarla Hitler'in adı, gittikçe duyulmaya, gittikçe ünlenmeye başladı. Alman İşçi Partisi'nin merkezi Münih'teydi ve gün geçtikçe parti üyelerinin sayısı artıyordu. Hatta parti üyesi olan yüksek rütbeli ordu mensupları bile çoğalmaya başlamıştı. Her geçen saat, her geçen gün marksizme ve genç Almanya demokrasisine karşı direnç artıyordu. Adolf Hitler gözleri üzerine çekmeye devam etti ve Hitler'in uğruna hayatını adadığı amaç için hem kendisine hem de etrafına verdiği pozitif enerji ve motivasyon, parti üyeleri tarafından çok takdir edildi. 1921 yazında Hitler, partiden bazı nasyonalist üyeler ile birlikte Berlin'i ziyarete gitti. Hitler'in yokluğu sırasında beklenmedik bir şekilde partide ayaklanma oldu ve parti liderliği devrildi. Yeni parti liderliği yetki sahibi kişilerin kurduğu yeni bir komite ile devam ettirildi. Liderliğe gelen bu komite, Hitler'in çok buyurucu olduğunu hatta diktatör olduğunu düşünüyordu. Yeni komite Hitler'in partideki pozisyonunu zayıflatmak için Augsburg'dan kendilerini destekleyen bir grup çağırdı. Hitler hemen Munih'e geri döndü ve nispet yaparcasına 11 Temuz 1921'de partiden istifa etti. Parti liderliğine gelen yeni komite ve parti üyeleri şaşkına döndü çünkü parti, Adolf Hitler'siz hiçbirşeydi. Hitler buna karşın partiye dönebileceğini fakat partideki rütbesinin arttırılması gerektiğini ve diktatör gücü verilmesini istedi. Aralarında partinin kurucusu Anton Drexler'ın da bulunduğu komite önce Hitler'in isteğine pek sıcak bakmadı. Fakat daha sonra geri çekildiler ve Hitler'in isteğini parti üyeleri arasında oylamaya sundular. Hitler tam 543 kabul oyu ve sadece 1 ret oyu aldı. 29 Temmuz 1921'de Adolf Hitler, Nasyonel Sosyalist Partisi'nde "Führer" ilan edildi. Bunun ardından partinin adını Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirdi. (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei veya NSDAP) Hitler başa geçer geçmez Yahudiler'e, sosyal demokratlara, liberallere, monarşistlere, Aldığı destekten büyük cesaret toplayan Hitler, İtalyan faşistlerinin lideri Mussolini'nin Roma'da gücü eline aldığı gibi, destekçileri ile birlikte Berlin'de gücü eline geçirmek için harekete geçti. Tarihte bu hareketin adı Beer Hall Putsch olarak anıldı. Hitler ve Erich Ludendorff, Bavyera'nın o zamanki başkanı Gustav Ritter von Kahr'ın da desteğini almayı başardı. Politik resimlere göre Hitler, Ludendorff, von Kahr, Bavyera polisi ve ordu yeni bir hükümet kurmak için devrim yapmaya çalışmıştı. 8 Kasım 1923'te Bürgerbräu'da yapılan bir toplantıda Kahr ve ordu, Hitler'e olan desteğini çekti. Hiter için bu büyük bir sürprizdi ve desteğini çekenleri derhal tutuklattı. Ardından hükümete yaptığı darbeyi devam ettirdi. Fakat Hitler'in haberi olmadan Ludendorff tutuklananları yollarına çıkmamaları şartıyla serbest bıraktırdı. Darbeciler bütün gece hazırlık yaptı ve sabahın ilk ışıklarında Naziler, Bavarya Savaş Bakanlığı'na doğru hükümeti devirmek için harekete geçti. Fakat ordu, Nazileri çok çabuk dağıttı. Ludendorf yaralandı ve birkaç Nazi de öldürüldü.
Adolf Hitler başarısız olmuştu. Parti liderliği elinden alındı ve yerine Alfred Rosenberg getirildi. Daha sonra vatan hainliği suçundan tutuklandı. Sorgusu ve duruşmaları sırasında sulh yargıçları Hitler'in mahkemeyi bir propaganda kursüsüne dönüştürmesine göz yumdu. Bazı düşüncelerini ilk defa büyük topluluklara iletti, saatlerce konuşmalar yaptı. 1 Nisan 1924'te vatan hainliğinden Landsberg Hapishanesi'nde 5 yıl tutukluluğuna karar verildi. Hapishanedeyken gardiyanlardan her zaman iyi muamele gördü ve yüzlerce hayranından mektup aldı. Landsberg'deyken "Mein Kampf" (Kavgam) adlı kitabını yazdı. Kitabında otobiyografisi ve politik düşünceleri yer aldı. Kitabı akıl hocası Dietrich Eckart'a adadı. Mein Kampf 1925 ve 1926'da iki cilt olarak piyasaya sürüldü fakat Hitler ileriki yıllarda gerçek gücü elde edene kadar pek fazla satılmadı. Bu sırada iyi halden dolayı tamamen zararsız olduğu düşünüldü ve 20 Aralık 1924'te serbest bırakıldı. Serbest bırakılışının ardından Almanya'nın politik durumu biraz düzene girdi ve ortalık sankinleşti. Ayrıca ülkenin ekonomik durumunda da ilerleme görüldü. Hitler gittikçe küçülen partisinin başına geçti ve partinin büyümesi için çalışmalara başladı. Darbe girişiminden sonra toplumun dikkatini üzerine toplamıştı ve gözler hem kendisinin hemde partisinin üzerindeydi. Buna rağmen partinin merkezini Münih'te tutmayı başardı. Hitler partiyi kuzeye doğru genişletmek için Julius Streicher'in yönetimiyle Nuremberg kökenli Wistrich grubunu partisine dahil etti. Hitler'in halk önünde konuşması yasak olduğundan kuzey bölümünde partiyi organize etmesi için Gregor Strasser'e yetki verdi. Partinin tekrar eski haline dönmesi için çalışmalara başlandı. Adolf Hitler'in çabaları sonuç vermeye başladı. Hitler'i bu mücadeleye sokan en önemli etken şüphesiz Versay Antlaşması'ydı. Antlaşmadaki maddelerin Almanya'yı küçük düşürdüğünü gördükten sonra içindeki vatansever duygu bir canavara dönüşmüştü. Almanya bu antlaşmadan sonra Avrupa'daki çok önemli ekonomik topraklarını üzerlerinde kolonileri ve doğal zenginlikleriyle birlikte kaybetti. Bu yetmezmiş gibi bir de antlaşmaya göre savaşta suçlu olduğunu kabul eden Almanya, tam 32milyon Mark tazminat ödemeyi kabul etti. Almanya'nın gururu ayaklar altına alınmıştı. Bu antlaşmadan sonra Hitler bütün kozlarını kullanmaya karar verdi. Bütün Almanlar bu şartların çok küçük düşürücü ve kabul edilemez olduğunda hemfirikdi. Naziler de, Hitler önderliğinde bu kötü durumu Yahudiler'in üzerine yıkmaya çalıştı. Fakat pek başarılı olamadılar. Hitler farklı bir strateji denemek zorunda kaldı. Almanya'nın başındaki Weimar sisteminin başarısızlıklarına, diğer partilerle birlikte, Yahudi karşıtı olduklarını belirterek saldırmaya başladılar. Cumhuriyeti darbeyle düşüremedikleri için Hitler yasal yollardan hükümeti devirmek için planlar yapmaya başladı. Yasal olan yol, Weimar Cumhuriyeti'nin değerlerine bağlı kalıp, resmi ve yasal olarak güç toplayıp, hükümetin içinde kadame kademe yükselerek, daha sonra cumhuriyeti diktatörlüğe dönüştürmekti. Fakat bazı parti üyeleri, özellikle Hitler'in uzun süreli ortağı ve yakın arkadaşı olan Ernst Röhm, Hitler'in saçmaladığını ve bu plana destek olmayacağını açıklayıp Bolivya'ya gitti. Hitler'in politik kariyerindeki en önemli dönüm noktası 1930 yılında Almanya'da meydana gelen ekonomik kriz oldu. Krizden sonra Weimar Cumhuriyeti iktidara geldikten sonra Naziler ve komunistler tarafından ilk defa bu kadar çok saldırıya uğradı. Bütün partiler büyük koalisyon içinde demokratik ve parlementer cumhuriyet ile yönetilen hükümete sağdık kalırken, azınlıkta olan birkaç bakan hükümette gücü eline almaya başladı. Roma Katolik Merkez Partisi'nden Bakan Heinrich Brüning hükümette çoğunluğu sağlayamayınca, Cumhurbaşkanı'nın sadece olağanüstü durumlarda çıkardığı bir kararname çıkartması için baskı yaptı. Diğer partiler tarafından hoşgörülen bu durum istisna olmaktan çıkıp kural haline geldi. Durum böyle olunca da otoriter, kuvvetli ve güvenilir bir hükümet kurma olasılığını gittikçe azalttı. Eylül 1930 seçimlerinde cumhuriyetçi partiler çoğunluklarını kaybetti. Böylece büyük koalisyon da bozulmuş oldu. %18'in üzerinde oy toplayan Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi ve Naziler, mecliste 107 koltuk kaptı ve Almanya'nın ikinci en büyük partisi oldu. Brüning ve partisinin, halka yaptığı ekonomide gelişme ve hazineyi büyütme vaatleri hiçkimsenin ilgisini çekmiyordu. Aksine, Hitler'in yaptıkları ve fikirleri son derece göz önündeydi ve takdir topluyordu. Hitler çiftçilere, savaş gazilerine ve hem 1920'deki krizin getirdiği zarardan etkilenen hem de işsiz kalan insanlara yardım etti. Herşey hızla ilerlerken bir anda Münih'ten sarsıcı bir haber geldi. Adolf Hitler'in yeğeni Geli Raubal (solda) evinin yatak odasında ölü bulundu. Hitler, üvey kızkardeşi Angela ve Angela'nın kızı Geli ile birlikte 1929 yılına kadar Münih'te yaşamıştı. Geli, Hitler'den 19 yaş küçüktü ve birlikte oturdukları zaman Hitler ile bir ilişkisi olmuştu. Ancak politik olaylar başladıktan sonra pek görüşemediler ve bu yarı-ensest illişkinin bir sır olarak kalmasını istediler.Geli ayrıca Hitler'e, Hitler'in çizdiği resimler için kendisine çıplak modellik de yapıyordu. Eva Braun'un da ortalarda görünmesinden sonra 18 Eylül 1931'de aralarında yaptıkları şiddetli bir telefon kavgası sonrasında Geli, yatak odasında havluya sarılı revolver tipi bir tabancayla göğsünden vurulmuş olarak bulundu. Ölüm sebebi intihardı. Ancak daha sonra bazı çevreler tarafından bu ölümde Heinrich Himmler 'in parmağı olduğu iddia edildi. 1932 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hitler, yaşı ilerlemiş Cumhurbaşkanı Paul Von Hindenburg'a (solda) rakip oldu. Fakat Hitler, Almanya'ya Avusturya'dan 1913 yılında g Hindenburg daha sonra Franz von Papen'i başbakanlığa atadı. Amacı baronlardan kurulu bir bakanlık kurmaktı. Fakat Papen, mecliste sadece DNVP (Deutschnationale Volkspartei (Ulusal Alman Halk Partisi)) tarafından destek görüyordu. Bu yüzden Hindenburg erken seçime gitti ve Temmuz'da seçimler yapıldı. Bu seçimlerde Naziler tarihlerindeki en büyük zafere ulaştılar ve mecliste tam 230 koltuk kazandılar. Naziler bu seçimden sonra meclisteki en büyük parti oldu. Papen, Hitler'i başbakan yardımcısı olması için ikna edip hükümete parlementer bir temel ile girmesi için görüşmeler yaptı. Fakat Hitler bu teklifi reddetti ve Papen'in eski partisi olan Merkez Partisi ile daha çok görüşmeye başladı. Hitler gerek Papen ile yaptığı görüşmelerde gerekse Merkez Partisi ile yaptığı görüşmelerde, Almanya'nın en büyük partisinin lideri olarak, Başbakan olmayı istedi. Fakat karşısına her seferinde Hindenburg çıktı. Hinderburg, kural tanımayan bir askeri, başbakanlığa getirmeyeceğini belirtti. Mecliste karışıklıklar başladı ve Kasım'da tekrar seçimlere gidildi. Bu sefer Naziler birkaç oy eksik aldılar fakat meclisteki en büyük parti ünvanını diğer partilere kaptırmadılar. Franz von Papen önceliği kaybettikten sonra parlamentoyu tekrar dağıtıp seçimleri belirsiz bir tarihe erteleme önerisinde bulundu. Hindenburg bunu başta kabul etti fakat General Kurt von Schleicher ve ordu desteğini çekince, Hindenburg, Papen'i kovdu ve Schleicher'ı yerine getirdi. Çünkü Schleicher Demokratlar'ı, ticaret sendikalarını ve Nazi Partisi'nden Gregor Strasser'in altındaki muhalifleri hiç zorlanmadan kendi tarafına çekebilecekti. Buna rağmen 1933'ün Ocak ayında Schleicher gösterdiği potansiyelin çok azını gerçekleştirebildi ve Hindenburg'a Papen'in önerisini tekrar getirdi. Hindenburg'un cevabı Schleicher'i kovarak oldu. Sonunda Cumhurbaşkanı Hindenburg, Ulusal Alman Halk Partisi ve Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi koalisyonunda Adolf Hitler'i başbakanlığa getirmeye razı oldu. Başbakan Yardımcısı Papen olurken, Ulusal Alman Halk Partisi lideri Hugenberg ise Ekonomi Bakanı oldu. Papen, Hitler'i sadece bir figür olarak gösterip, O'nun arkasından idareyi eline alma planları içindeydi. Fakat Naziler, bakanlığın çok kritik noktalarını almışlardı. Bunlardan en önemlisi İçişleri Bakanlığı'ydı. Başbakan Hitler gücünü göstermeye başladı. Mecliste çoğunluğu sağlamak isteyenleri sürekli engelledi ve bunu mazeret sayarak Hindenburg'a, meclisi dağıtmasını ve seçimlere gidilmesini söyledi. Hindenburg bu sefer Hitler'i dinledi ve seçimlere gidileceğini duyurdu. Seçimler Mart ayının başında yapılacaktı. Fakat seçimlerden birkaç hafta önce meclis binasında yangın çıktı. Düşman olan bütün çevreler birbirini suçladı. Fakat bu yangının neden çıktığı hiçbir zaman belirlenemedi. Seçim kampanyaları hala devam ediyordu. Naziler askeri şiddet uyguluyor ve anti-komunist coşkusu içinde kampanyaları için hükümetin kaynaklarını kullanıyorlardı. 6 Mart 1933'te, seçim gününde, Naziler oy oranlarını %43.9'a çıkardı. Hala meclisteki en büyük partiydiler fakat bu başarı gölgelendi çünkü kesin çoğunluğu sağlayamayınca, Ulusal Alman Halk Partisi ile yeniden koalisyon yapmak zorunda kaldılar. 21 Mart 1933'te yeni meclis Potsdam garnizon klisesinde büyük bir seremoni ile toplandı. Adolf Hitler, Nazi üniforması yerine basit bir palto ile dikkatleri üzerine çekti ve yaşlanan Cumhurbaşkanı Hindenburg'u büyük bir alçakgönüllülükle karşıladı. Adolf Hitler uğruna hayatını adadığı amacına her geçen gün yaklaşıyordu. Planları istediği gibi işledi, istediği desteği aldı ve birkaç sene öncesine kadar izlemek istediği yolun zirvesine doğru emin adımlarla tırmanmaya başladı. Hitler artık çok güçlü bir isimdi ve Almanya'yı yavaş yavaş hayalindeki Almanya'ya dönüştürüyordu. 23 Mart 1933'te yeni yasa tasarısı dönemlerinde meclis son derece düzensiz bir duruma girdi ve binasını başka bir yere taşımak zorunda kaldı. Bu sırada Bolivya'dan dönen Nazi koruma ve hücum birliği Sturmabteilung (SA) lideri Ernst Röhm ve askerleri meclisin ve üyelerinin güvenliğini sağladı. Yeni yasa tasarısından sonra güç yasal olarak tamamen Naziler ve Hitler'in eline geçti. Hitler hükümeti, Alman Sosyal Demokrat Parti ve Alman Komunist Partisi'ni kanunla birlikte yasakladı. Bu sırada diğer partiler de ayakta kalamayacaklarını anlayınca teker teker dağıldı. Ticaret birliği ve işveren sendikası Naziler'in kontrol ettiği bir organizasyonun himayesine girdi. Hitler istediği herşeye yapmaya başlamıştı. Paramiliter Sturmabteilung (SA) birliğini Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ve Başbakan Yardımcısı Papen'in istifası için kullanmaya başladı. Fakat Sturmabteilung'un gittikçe güçlenmesi ve birliğin komutanı Ernst Röhm'ün artan istekleri, halkı ve politik çevreyi tedirgin etmeye başladı. Sturmabteilung 3 milyon kişiye ulaştı ve Ernst Röhm, Almanya'nın en korkulan adamı haline geldi. Adolf Hitler kontrolden çıkmış ve kendisine prestij kaybettirdiğini düşündüğü bu dev ordu için birşeyler yapılması gerektiğine karar verdi. Hitler'in en yakın üç adamı Schutzstaffel (SS) komutanı Heinrich Himmler, Almanya Propaganda Bakanı Joseph Goebbels ve Hermann Göring (fotoğraflar için sayfanın altına bakabilirsiniz), Ernst Röhm'ün bu gücünün sonu olmadığında ve derhal müdahele edilmezse sonuçlarının kötü olacağında hemfikirdiler. Hitler, Röhm'ü her zaman sevmişti. Röhm, Nazi Partisi'ne katılan ilk üyelerden biriydi ve Beer Hall Putsch'ta Hitler'e destek veren nadir insanlardan biriydi. Fakat Röhm, Hitler'in gücünü Almanya'da tehdit eden tek grubun da lideriydi. Sonunda Hitler harekete geçme emrini verdi ve "Nacht der langen Messer" (Uzun Bıçaklar Gecesi) operasyonu 1934'ün 30 Haziran'ı 1 Temmuz'a bağlayan gecesinde başladı. Adolf Hitler bütün SA liderlerine ve Ernst Röhm'e, Münih yakınlarındaki Bad Wiessee'de, Hanselbauer Hotel'indeki toplantıda bulunmaları için emir gönderdi. Hitler, SS lideri Heinrich Himmler'in komutanlığında Leibstandarte SS Adolf Hitler'i (Adolf Hitler Koruma Alayı) ve Hermann Göring'in komutasındaki Fallschirm-Panzer Division 1'i (Paraşüt-Panzer Birliği 1) Ernst Röhm'ü ve SA liderlerini yakalamaları için görevlendirdi. SS'ler ve Göring'in kuvvetleri hotele vardılar, Röhm ve onlarca SA liderini tutukladılar. Kısa bir süre sonra, 2 Ağustos 1934'te Cumhurbaşkanı Paul Von Hinderburg öldü. Yeni cumhurbaşkanı seçimi yerine, Hitler'in bakanlar birliği yeni bir yasa getirdi ve Adolf Hitler'i Führer und Reichskanzler (lider ve başbakan) pozisyonuna getirdi. Aynı zamanda Hitler ordunun da başına getirildi. Ordu anayasa veya ülkeye değil, direk olarak Hitler'e bağlılığa yemin etti. Hitler kendisi kuralları değiştirmediği sürece,artık hiçbir yasal yoldan karşısına rakip olarak çıkılamayacaktı. Adolf Hitler tek başına iktidardaydı ve Almanya'nın en güçlü insanı oldu. Adolf Hitler, Almanya tarihinin gördüğü en büyük endüstri üretimini gerçekleştirdi. Toplum bireylerinin tek tek geliştirilmesinde büyük ilerleme kaydedildi. Orduyu son derece güçlü ve düzenli bir hale getirdi. Nazi politikası Alman kadınlarını evde kalıp çocuk bakmalarına ve ev işleriyle uğraşmalarına yönlendirdi. Hitler politikasına göre kadınların dünyası 3 şeyden oluşuyordu; kocaları, çocukları ve evleri. Erkekler ise para kazananlardı ve çalışıp evine, karısına ve ailesine yemek götürenlerdi. Hitler ayrıca inşaat alanında da Almanya'ya eşi görülmemiş bir ilerleme kaydettirdi. Onlarca baraj, otoban, demiryolu ve bunun gibi birçok yeni yapılar inşa ettirdi. Endüstri alanında yapılan yeniliklerle de işsiz kalanların çoğuna iş sağladı. Weimar Cumhuriyeti dönemindeki işsizlik oranı, Hitler dönemi ile beraber %25 azaldı. Hitler, halka istediğini veriyodu, halk da O'nu bunun için göklere çıkarıyordu Almanya'da herhangi birşeyin engellenmesi gerekiyorsa bunu yapan Gestapo-SS Nazi Almanya'sındaki ırk politikası 1930'lı yılların ortalarında yasal olarak Yahudiler'in zulmüne, insan haklarının kısıtlanmasına, toplumda küçük görülmelerine ve ekonomik kazançlarında sınırlandırılması yönündeydi. 1935 Nuremberg Kanunları ile Yahudiler, Alman vatandaşlıklarını kaybettiler ve devlet binalarında çalışan Yahudiler de işten çıkarıldı. Bununla birlikte diğer Yahudiler'in meslekleri ellerinden alındı. Yahudiler ikinci bir isim almak zorunda kaldı ve toplumda tanınmaları için görünen bir yerlerinde (çoğunlukla kollarında) "J" harfi içeren bir kağıt yapıştırmak zorunda bırakıldılar. Irk politikası isteneni vermeye başladı ve Yahudiler göç etmeye yönlendi. Fakat 1930'lı yılların ortasında Yahudiler'e olan davranış gittikçe kötüleşti ve zulüm boyutlarına ulaştı. 1938'de Joseph Goebbels'in liderliğinde büyük Yahudi şirketleri ve sinagoglar kapatıldı. Bu işlem sırasında 100'ü aşkın insan öldü. 1938 Kasım ve 1939 Eylül ayları arasında 180.000 (yüzseksenbin) Yahudi Almanya'yı terk etti ve geride bıraktıkları herşeye Naziler el koydu. 1930'ların sonlarından itibaren Joseph Goebbels 'in başında bulunduğu Propaganda Bakanlığı, anti-Yahudi fikirleri iyiden iyiye yaydı. 1941 yılında Yahudiler, sarı renkteki "Davut'un Yıldızı" isimli armayı takmak zorunda bırakıldılar.
Büyük Tahribat | 1939 - 1945 tarihleri arasında Nazi ordusu Schutzstaffel (SS) toplama kamplarında, gettolarda ve toplu idam bölgelerinde 6milyon'u Yahudi, toplam 11milyon insanı katletti. Bu insanların en bilinen ölüm şekilleri gaz odalarına kilitlenme, açlığa terk edilme, fırınlarda yakılma, kurşuna dizilme ve laboratuvarda üzerlerinde deney yapılırken kaptıkları hastalıklardı. Yahudiler'in yanısıra 3milyon cıvarında Yahudi olmayan Polonyalı insan bu zulümde hayatını kaybetti. Toplama kampılarına gönderilenler sadece Yahudiler de değildi. Aynı zamanda komunistler, düzene karşı çıkan gruplar, Bu katliamları Heinrich Himmler planladı ve emirleri verdi. Einsatzgruppen adı verilen SS birliğinin tek amacı Yahudiler'i ve çingeneleri yok etmekti. 1941 Sonbahar'ında Himmler ve Hitler toplu katliamlar için gaz odalarını kullanma kararı aldı. 20 Ocak 1942'de toplama kampı kurucularından Reinhard Heydrich ve Dachau toplama kampı komutanı Adolf Eichmann, Berlin'de yapılan toplantıda bir araya geldi. Bu toplantıdaki insanların, toplama kampındaki insanları nasıl yok edecekleri üzerine tartışmalar yaptığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Bu toplantıdan günler sonra 22 Şubat'ta Hitler'in yakın çevresine "Sağlımızı sadece Yahudiler'i yok ederek geri kazanabiliriz." dediği kaydedildi.
12 Mart 1938'de Hitler, Avusturya'ya Almanya ile birleşmesi için baskı yapmaya başladı ve "Anschluss" hareketini başlatıp 14 Mart'ta Viyana'yı işgal etti. Hemen ardından Çekoslavakya'nın Sudetenland bölgelerinde krize neden oldu. Bu kriz de Eylül 1938'de Münih Antlaşması'yla sonuçlandı. Antlaşmaya göre bu bölgeler derhal Almanya'ya verilecekti. Bu eylemden sonra Hitler, Time dergisinin 1938 yılı için "Yılın İnsanı" seçildi. Zamanın İngiltere Başbakanı Chamberlain "Bizim zamanımızda barış" beyanını verdi fakat Hitler artık gücü eline almıştı. İngiltere ve Fransa'nın istedikleri Çekoslavakya'yı otomatikman Hitler'in ellerine bırakmıştı. 15 Mart 1939'da Hitler'in ordusu Prag'a girdi ve Prag Kalesi'nden Bohemya ve Moravya'nın bundan sonra Almanya himayesinde olduğunu duyurdu. İngiltere bunun üzerine Sovyetler'in kapısını Almanya'nın aleyhinde bir ittifak kurmak için çaldı. Ancak bu başvurusu Sovyetler ile anlaşamadığı için suya düştü. Daha sonra 23 Ağustos 2939'da Hitler, Joseph Stalin ile gizli bir "saldırmama" antlaşması yaptı. Bununla birlikte Sovyetler ve Almanlar, Polonya'yı ikiye bölerek işgal edecekti. İngiltere ve Fransa 3 Eylül'de Polonya'yı savunacaklarını ilan ettiler ve Almanya'ya savaş açtılar. 17 Eylül'de herşeye rağmen Sovyet ordusu doğu Polonya'yı işgal etti. Polonya savaşı sırasında Hitler ordusunu iyiden iyiye kuvvetlendirdi. Nisan 1940'ta Alman ordusuna Danimarka ve Norveç'i işgal etmeleri için emir verdi. Aynı zamanda birliklerine Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve Belçika'ya da saldırmalarını emretti. Fransa 22 Haziran 1940'ta tamamen teslim oldu. Bu seri zaferler karşısında İtalya'nın lideri Benito Mussolini, Adolf Hitler'in ittifağı olduğunu Mayıs 1940'ta açıkladı. Fransa'nın teslim olmasından sonra İngiltere bölgedeki askerlerini Dunkirk'ten geri çekti ve Atlantik Savaşı'na yönlendirdi. İngiltere, Winston Churchill'in liderliğinde yapılan barış tekliflerini geri çevirince Alman ordusu İngiltere'nin adalarını bombalamaya başladı. İngiltere Savaşı patlak vermişti. İlk saldırılar İngiltere'nin güneydoğusundaki "Royal Air Force" (hava kuvvetleri) üslerine yapıldı. Fakat Lutwaffe (Almanya hava kuvvetleri) 1940'ın Ekim ayına kadar saldırmayı sürdürdüğü İngiltere'den mağlup ayrıldı. Hitler bundan sonra adalardan vazgeçti ve direk olarak Londra ve Covenrty şehirleri dahil olmak üzere İngiltere'nin şehirlerine saldırmaya başladı. 22 Haziran 1941'de Adolf Hitler gözlerini tamamen kararttı ve 3 milyon askere Sovyetler Birliği'ne saldırması için emir verdi. Stalin ile iki sene önce yaptıkları antlaşmayı da böylece bozmuş oldu. Bu saldırının adı Barbarossa Operasyonu olarak adlandırıldı. Hitler'in ordusu büyük bir bölgeyi işgal etmeye başladı. Önce Baltık eyaletlerini ele geçirdiler, ardından Belarus ve Ukrayna'yı aldılar. Bu bölgelde bir çok Sovyet ordusu da dağıtıldı. Buna rağmen Alman orduları Aralık 1941'de Moskova'ya giremeden durdu. Sovyetler Birliği'nin kışı ve buz gibi olan hava Naziler'i çok etkiledi. Buna bir de Sovyetler'in acımasız direnişi eklenince, Almanlar Stalingrad'a giremedi. Adolf Hitler planladığı çabuk zafere ulaşamadı. Hitler 11 Aralık 1941'de Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti. Naziler'in karşısında artık Dünya'nın en iyilerinin oluşturduğu bir koalisyon vardı. Almanya, Dünya'nın en büyük imparatorluğu İngiltere, Dünya'nın en büyük finansal ve endüstriyel kaynaklarına sahip Amerika Birleşik Devletleri 1942'nin sonlarında Mareşal Elwin Rommel komutasındaki ordu 2.El Alamein Savaşı'nda yenildi. Çok uzun süren Stalingrad Savaşı ise, Şubat 1943'te Almanya'nın en kuvvetli ordularından biri olan 6. Ordu'nun dağıtılması ile bitti. Bu iki büyük yenilgi İkinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktaları oldu. Adolf Hitler ve Nazi Almanya'sı pek tanıdık olmadıkları yenilgi ile karşı karşıya gelmişti. Bu yenilgilerden sonra Alman ordusu düzensizleşti ve orduda Adolf Hitler'in otoritesi bozulmaya başladı. Almanya'nın askeri ve ekonomik pozisyonları bozuldu. Buna paralel olarak Hitler'in sağlığı da her geçen gün kötüye gitmeye başladı. Bir günde onlarca hap ve ilaç alan Hitler'in sol eli, istemdışı bir şekilde sürekli titremeye başladı. Kimi biyografistler tarafından bu el titremesi Parkinson hastalığının başlangıcı olarak görüldü. Hitler'in belirtilere göre diğer hastalıkları ise frengi ve psikolojik olarak bağımlı olduğu "Methamphetamine" ilacıydı. Hitler'in müttefiği Benito Mussolini de, Amerika ve İngiltere işbirliği ile Husky Operasyonu altında Sicilya'da mağlup edildi. 1943 ve 1944'te Sovyetler Birliği, Alman ordularına baskı yapmaya 1945 yılının sonunda Kızıl Ordu'su, Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan son Alman ordusunu da dışarı itti ve orta Avrupa'ya doğru sürüklemeye başladı. Batı müttefikleri de Almanya'ya doğru ilerlemeye başladı. Almanlar savaşı kaybetmişti fakat Adolf Hitler, batı müttefik ülkelerinin hiçbiri ile hiçbir şekilde görüşmeyeceğini açıkladı ve bunun sonucunda da tahrib edilmiş Alman ordusu savaşmaya devam etti. Hitler'in inatçı ve küstah emirleri devam etti. Yahudiler'in ve diğerlerinin toplu katliamı devam etti. 19 Mart 1945'te Almanya'da endüstri, haberleşme ve taşımacılık alanında birçok şeyin yıkılmasını emretti. Fakat Silahlanma Bakanı Albert Speer, bu emri yerine getirmedi. Nisan 1945'te Sovyet orduları Berlin kapılarına dayandı. Hitler'in en yakın komutanları, Führer'lerini, son bir direniş için Bavarya veya Avusturya'ya kaçmasına ikna etmeye çalıştı. Fakat Hitler ya başkentte yaşayacağını, ya da başkentte öleceğini her fırsatta tekrarladı. Bu sırada Schutzstaffel (SS) lideri Heinrich Himmler müttefiklerle teslim olma şartlarını Hitler'den habersiz görüşmeye hazırdı. Hermann Göring de, Hitler'in Führerbunker 'ına (Hitler'in on sığınağı) bir telgraf yolladı. Bu telgrafta savaş nedeni ile bağlantıları kesildiği taktirde kendisinin başa geçeceğini bildirdi. Adolf Hitler en yakın iki adamı tarafından ihanete uğradığını düşündü ve ikisine de ölüm emri çıkarttı. Heinrich Himmler ve Hermann Göring, Hitler'in gözünde artık vatan hainiydi. 30 Nisan 1945'te şiddetli geçen sokak çatışmalarından sonra Sovyet birlikleri meclis binasına bir-iki blok yaklaştıkları sırada, Hitler, bir gün önce evlendiği uzun süreli metresi Eva Braun ile birlikte, Führerbunker'da aldığı siyanür kapsülünden sonra kafasına sıktığı tek kurşun ile intihar etti. Cesedi Führerbunker çalışanları tarafından üzerine benzin dökülerek yakıldı. Ardından acele ile Sovyet birlikleri sadece birkaç yüz metre uzaktayken meclis bahçesine gömüldü. Daha sonra Sovyet askerleri Hitler ve Braun'un cesetlerini bulup diş kayıtlarına bakılması için otopsi yapılmak üzere götürdü. Cesetlerin yeri defalarca değiştirildi ve Sovyet istihbarat örgütü SMERSH tarafından Magdeburg'da gizli biryere gömüldü. Nisan 1970'te de Doğu Almanya hükümeti mezarları bulup tekrar yaktı ve külleri de tören veya seramoni olmadan Elbe Nehri yakınlarına döküldü.
İlginç Bilgiler |
Şiddet içeren fotoğraflardan rahatsızlık duyuyorsanız lütfen AŞAĞIDAKİ LİNKE BASMAYIN.
Adlof Hitler'in, Nazi Almanyası'ndaki en yüksek rütbeleri ve generalleri:
İLGİLİ ARŞİVLER
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki |
|---|






"Yaratıcımızın bir elçisi olduğuma ikna oldum. Yahudilerle savaşarak Tanrı'nın işini yapıyorum. Savaşı başlatmak için propaganda ile bir neden verebilirim, inandırıcı olsun veya olmasın. Savaşın ardından kazanana, savaşın öncesinde söylediği doğru veya yanlış sözleri sorulmayacaktır...." 
Adolf Hitler 20 Nisan 1889'da, Avusturya'nın kuzeyinde Almanya sınırına yakın olan Braunau am Inn'de doğdu. Gümrük memuru olan 1837 doğumlu babası Alois Hitler'in altı çocuğunun dördüncüsü (üçüncü oğlu) olarak dünyaya geldi. Alois yasal olmayan yollarla dünyaya gelmişti ve 39 yaşına kadar annesinin kızlık soyadı olan Schicklgruber'i kullandı. 1876 yılında Alois, üvey babası olan Johann Georg Hiedler'in soyadını kullanmaya başladı.Bunun için doğumlardan sorumlu bir rahibe gitti. O sırada katip muhtemelen nüfusa Hitler yazdı. Böylece Hiedler soyadı Adolf'a, Hitler olarak miras kaldı.
olan William Lawrence Shirer'e göre , Hitler'in yerli kabilesi Waldviertel'de, tepelik ve ormanlık, ufak köylerden ve küçük çiftliklerden oluşan bir yerde.
okulu bıraktı.
1909 yılına girildiğinde Hitler bir evsizler barınağında görüldü. Ardından 1910 yılında fakir
çalışmıştı.
Herşey hızla ilerlerken bir anda Münih'ten sarsıcı bir haber geldi. Adolf Hitler'in yeğeni Geli Raubal (solda) evinin yatak odasında ölü bulundu. Hitler, üvey kızkardeşi Angela ve Angela'nın kızı Geli ile birlikte 1929 yılına kadar Münih'te yaşamıştı. Geli, Hitler'den 19 yaş küçüktü ve birlikte oturdukları zaman Hitler ile bir ilişkisi olmuştu. Ancak politik olaylar başladıktan sonra pek görüşemediler ve bu yarı-ensest illişkinin bir sır olarak kalmasını istediler.Geli ayrıca Hitler'e, Hitler'in çizdiği resimler için kendisine çıplak modellik de yapıyordu. Eva Braun'un da ortalarda görünmesinden sonra 18 Eylül 1931'de aralarında yaptıkları şiddetli bir telefon kavgası sonrasında Geli, yatak odasında havluya sarılı revolver tipi bir tabancayla göğsünden vurulmuş olarak bulundu. Ölüm sebebi intihardı. Ancak daha sonra bazı çevreler tarafından bu ölümde