anasayfa arrow tarih arrow Jül Sezar

Arama

Sağlık

baş ağrıları

Seçme Galeriler

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

saat

Jül Sezar PDF Yazdır E-Posta
Yazar , Yunus Emre Sezgin   
09 08 2004

Active Image       Jül Sezar (Gaius Julius Caesar) , m.ö 12 Temmuz 100 yılında, eski Roma'nın elit sınıfı olarak görülen ailelerden biri olan Patrici ailesinde dünyaya gelmiştir. Romalı bir asker, aynı zamanda da Roma imparatorudur. Eski Roma'nın cumhuriyete geçiş döneminde büyük rol oynadı.

Gaius Julius Caesar 


        Jül Sezar (Gaius Julius Caesar) , m.ö 12 Temmuz 100 yılında, eski Roma'nın elit sınıfı olarak görülen ailelerden biri olan Patrici ailesinde dünyaya gelmiştir. Romalı bir asker, aynı zamanda da Roma imparatorudur. Eski Roma'nın cumhuriyete geçiş döneminde büyük rol oynadı. Galya'yı feth ederek, Roma sınırlarını Atlantik Okyanusu'na taşıdı. Gelmiş geçmiş en akıllı politik lider olarak nitelendirilmekle beraber, imparatorlar arasında da en güçlü olanlardan biridir Jül Sezar.Cumhuriyet dönemine girerken, özellikle Pompeus'a karşı zaferi ve yaptığı savaşları kazanması onu tek başına iktidar yaptı. Bu savaşlardan sonra Roma'nın kalkınması için çok önemli yenilikler ve reformlar yaptı. Hayatı boyunca diktatör olarak ilan edilen Sezar, daima cumhuriyetin yönetilmesinde önemli insanlardan biri olarak gösterilmiştir. Sezar'ın en yakın arkadaşlarından biri olan Marcus Brütüs, Sezar gücü elinden aldıktan sonra kendisini diktatör yerine kral ilan etmesinden korktuğu için, Senato ile beraber Sezar'a komplo kurdu. M.ö 15 Mart 44'te Marcus Brütüs ve Senato'daki komploya karışan insanlar tarafından suikaste uğradı.Bu suikast, Roma'da, Sezar'ın tarafında olan, Augustus Octavianus, Marcus Antonius ve Lepidus , Sezar'a karşı olan Brütüs, Cassius ve Cicero liderliğinde içsavaşı başlattı. Öldükten iki sene sonra, m.ö 42 yılında, Sezar, Senato tarafından resmi olarak Roma tanrılarından biri olarak ilan edildi.
Caesar Augustus        Babası ile adaş olan Sezar'ın annesinin adı Aurelia Cotta'ydı.Adı Julia olan büyük kızkardeşi ise Caesar Augustus'un (solda) büyükannesiydi. Daha sonra Romalı general olan Gaius Marius (sağda) ile evlenen halasıGaius Marius nın adı da Julia'ydı. Gaius Marius eski Roma'da zamanla çok zengin oldu ve Sezar ailesinin büyümesine yardımcı oldu.Gaius Marius, Roma tarihinde emsali görülmemiş bir şekilde 7 kere, eski Roma cunhuriyet düzeninde en üst düzey rütbe olan Consul" (konsolos) seçildi. Hayatını kaybettiği M.ö 12 Ocak 86 tarihinden önce, Roma'nın iç politikası kırılma noktasına geldi. Politikacılar, Marius'un da bulunduğu Populares ve Lucius Cornelius Sulla'nın (solda altta) dahil olduğu Optimates diye iki gruba bölündüler. Bu yol ayrımı, içsavaşa dönüştü. Savaş sonrası Sulla zafere ulaştı. Sezar ise aile bağlantıları yüzünden Populares grubundaydı. Gaius Marius'un yeğeni olmakla beraber, O'na en çok destek olan ailenin kızı Cornelia ile evliydi. İşler çok kötü durumdayken, bu kadarla da kalmadı ve Sezar 15 yaşındayken babası hastalanıp öldü. Hem babası, hem de Gaius Marius öldükten sonra, Sezar'a epey kabarık bir miras kaldı. Sulla, savaşı kazandıktan sonra Roma için yaptığı planlar ve programlar henüz bitmeden Sezar 20 yaşına bastı. M.ö 82 yılında Sulla, Sezar'a, Cornelia'yı boşamasını emretti. Fakat Sezar reddetti ve mantıklı davranarak Roma'yı terk etti.Lucius Cornelius Sulla
        Daha sonra Sulla, Sezar ve ailesini affetti ve Sezar'ı tekrar Roma'ya davet etti. Bu sırada Sulla, Sezar'ın yaşamasına izin verdiği için yakınları tarafından uyarılıyordu ve Sezar'ın bundan sonra tehlikeli olduğu söyleniyordu. Suetonius adında bir diktatör , Sulla'ya ; " Bu arzu ettiğin insan, ileride soylu insanların bir bölümünü yıkacak, benimle birlikte inancını güçlendirdiğin bu Sezar'ın içinden , birgün gelecek bir sürü Gaius Marius çıkacak." dedi. Sulla'nın affına rağmen, Roma'da kalmayan Sezar, Asya ve Silisiya'da Roma ordusuna katıldı. Anadolu'da birçok savaşa katıldı. Bu sırada, Bitinya Kralı Nicomedes ile homoseksüel ilişki yaşadığı iddia edildi. O zamanlarda Roma'da homoseksüellik çok büyük bir ayıptı ve ileride düşmanları tarafından bu konuda kendisiyle çok alay edildi. M.ö 80 yılında Marcus Minucius Thermus komutasındaki ordudayken, Milet Kuşatması'nda büyük rolü oldu.Sezar bu savaşta cesurluğu ve yardımcı olduğu Romalı lejyonerlerden sonra, "corona civica" (meşe tacı) ile ödüllendirildi. Rütbesiz birine verilebilecek en büyük ödül buydu. Roma senatosuna dahi bir insan bu taç ile girerse, insanlar kalkıp saygıda bulunup, selam vermek zorundaydı. Sezar m.ö 78 yılında Sulla öldükten sonra Roma'ya döndü ve Roma Forumu'nda politik kariyerine başladı. Avukatlığa da soyunan Sezar, Roma hükümetinde bulunmuş eski soylu insanların dolandırıcılık ve rüşvetçilik suçlarından yargılandığı mahkemelerde, halkı hayranlık içinde bırakıp, onları suçlu bulduruyordu. En büyük hatiplerden, konuşmacılardan biri olan Cicero bile Sezar'dan ; "Sezar'dan daha iyi konuşma ve ikna etme kabiliyetine sahip başka biri var mı?" diye bahsetmiştir. Daha sonra Rodos Adası'na ünlü öğretmen Apollonius Molo tarafından felsefe dersi almaya giderken, Sezar yolda korsanlar tarafından kaçırıldı. Korsanlar 20 altınla serbest kalabileceğini söyledi fakat Sezar bunu kendine yediremedi ve kendisinin en az 50 altın edeceğini söyledi. Kurtulduktan hemen sonra Sezar bir filo buldu ve gemileriyle korsanları yakalattı. Anadolu kralı o zaman, sırf Sezar'ın tatmini için soyguncuları öldürmeyeceğini söylese bile, Sezar, Pergamum'a (Bergama yakınları) gitti, korsanları hapishaneden çıkardı ve hepsini tek tek yaktı. Yunan tarihçisi Plutark şöyle belirtmiştir:
         "O'nu Rodos Adası'nda para karşılığı serbest bıraktıklarında, korsanlara, onların hepsini tek tek uyardı ve yakacağını söyledi ama korsanlar şaka ettiğini sanıyordu ve ciddiye almadılar."
        M.ö 63 yılında Sulla tarafından Pontifex Maximus'un kışlasına atanan Quintus Caecilius Metellus Pius, öldü. Sezar cesaretli bir adım atarak bu kışlanın yönetimi için adaylığını koydu. Quintus Lutatius Catulus ve Publius Servilius Vatia Isauricus adında iki konsolos arasından sıyrılıp yönetimi alması bir hayli zor görünüyordu. Rüşvet suçlamalarıyla geçen seçimleri Sezar kazandı. Pontifex Maximus Kışlası'ın yönetimini almak Sezar'ın kariyerinde attığı çok önemli adımlardan biri oldu. Dini ve politik yönden çevresi çok genişledi.
        M.ö 62 yılında ise Sezar 3. dereceden konsolos seçildi ve görev bölgesi olarak Hispania Ulterior'a gönderildi. Otoritesini tamamen kuran Sezar, Roma kurallarını kusursuz bir şekilde yerine getiriyor ve getittiriyordu. Askerleri tarafından, Roma Cumhuriyeti sırasında yüksek rütbeli komutan aGnaeus Pompeius Magnus (Pompeus)nlamına gelen "Imperator" ünvanı verildi. Senatodan da tam destek aldı. 
        Sezar m.ö 60'ta Roma Cumhuriyeti'nde "konsolos" olarak seçildi. Dönemin generali Gnaeus Pompeius Magnus (Pompeus) (solda), savaştan çıkan gazileri için Roma'da bulunan çiftlik arazilerini Senato'dan almaya çalışıyordu fakat pek başarılı olamıyordu. Eski bir konsolos olan Marcus Licinius Crassus, aynı zamanda Roma'nın yasal olarak görünen en zengin insanıydı ve Pompeus'un araziler ile ilgili tavrına
karşıydı. Sezar'ın ise Crassus'un parasına ve Pompeus'un nüfuzuna ihtiyacı vardı. Çözüm arayışı içersine giren Sezar, gayri-resmi bir ittifak oluşturdu. Tarih bilginleri tarafından First Triumvirate adı verilen üçlü ittifak kuruldu. Crassus, Pompeus ve Sezar artık ortaktılar. Pompeus, Sezar'ın tek kızı olan Julia Caesaris (sağda) ile evlendi. Julia ile Pompeus'un arasındaki yaş ve Julia Caesaris düşünce farkı çok olmasına rağmen, zamanla ikisi birbirine çok bağlandı ve aşık oldu.
Zor geçen bir senenin ardından Sezar, hemen güney Fransa'da bulunan Galya ve Dalmaçya kıyılarındaki İlirya'ya gitti. Daha sonra Roma'yı en iyi şekilde koruyacağını gösterircesine m.ö 58 yılında Galya Savaşları'nı başlattı. 9 yıl süren bu savaşlarda bütün Galya'yı, Fransa'yı ve Germanya'yı, Roma topraklarına kattı. Bu savaşlarda yanında kuzenleri Lucius Julius Sezar ve Markus Antonyus (aşağıda solda) , yanısıra Titus Labienus ve Sezar'ın politik düşmanı Cicero'nun erkek kardeşi Quintus Tullius Cicero da bulundu.
M.ö 58'de Sezar, İsviçre'de Helvetiler'i , m.ö 57'de Belçika taraflarındaki Neviler'i, ve m.ö 56 yılında da Venetiler'i yendi. M.ö 26 Ağustos 55'te Britanya saldırılarına başladı. M.ö 52'de Galyalılar'ın Arverne kabilesi, Galyalı efsane komutan Vercingetorix (sağda) liderliğinde Sezar'a başkaldırdı. Sezar ve Vercingetorix'i karşı karşıya getiren bu savaşın adı Alesya Savaşı'dır. Alesya bölgesi, tepelik bir arazi üzerinde, etrafı nehirlerle çevrili bir yerdi. Defansif unsuru yüksek olan bir bölge olduğu için Sezar, bölgeyi kuşatma altına alıp, yemek ve diyer ihiyaç stoklarının bitmesini ve Galyalılar'ın tek tek açlıktan teslim olmasını bekledi. 80.000 askeri ve yaşayan halkı ile bölgede bu pek uzun süreceğe benzemiyordu. Mükemmel bir barikat için Sezar, askerlerine duvar ve gözlem kulelerinden oluşan bir blok inşa ettirdi. Bütün Alesya'nın etrafını kuşatan bu duvar rekor bir sürede, sadece 3 haftada, tam olarak 18 km uzunluğunda ve duvarların ortalama yüksekliği ise 4 metre boyutlarında inşa edildi. Bu duvarların arasına ise birbuçuk metre derinliğinde çukurlar kazıldı ve çevrede bulunan nehirler aracılığı ile içleri su ile dolduruldu. Sadece bununla kalmayıp duvarın belirli yerlerine tuzaklar kuruldu ve gözlem kulelerine Roma bombardıman ekipmanları yerleştirildi.(solda)
Alesya        Vercingetorix'in suvari birliği bu duvarların inşası sırasında tam bir kuşatmayı engellemek için sık sık saldırı düzenledi. Ama Roma topçu birlikleri gücünü tekrar kanıtladı ve suvari birliklerini hep uzakta tuttu. Ancak duvarların inşası daha bitmeden, henüz 2 hafta geçmişken, bir grup Galyalı suvari birliği tamamlanmamış bir bölümden dışarı sızmayı başardı. Bunu duyan Sezar, askerlerine ikinci bir set duvar ördürme emri verdi. Kendi ordusuda yeni yapılan duvar ile eski yapılan duvar arasında kalacaktı. İkinci set duvarlar 21km uzunluğa ulaştı ve içinde 4 tane suvari birliği kampı bulunduruyordu. Tamamen Galyalı suvari birliklerinin saldırısını beklemeye koyuldular. Sezar ve Roma ordusu Alesya'yı kuşatma altına almışlardı ancak şimdi kuşatma altına alınmış gibi saldırıyı bekliyorlardı.
Bu süre zarfında Alesya'da yaşayan 80.000 askerin ve yaşayan halkın yaşam şartları git gide zorlaşıyordu. Çok az yemek kalmıştı ve bölgede bulunan erzaklar her dakika tükeniyordu. Alesyalılar çocukları ve kadınları bölgeden çıkararak kalan yemek ve suyun askerlere tedarik edilmesini ümit ediyordu. Sezar'ın çocuk ve kadınların bölgeden dışarıya çıkmasına izin vereceğine inanıyorlardı. Ayrıca bu hareketin Roma kuşatmasını da biraz açacağını hesapladılar. Ancak Sezar hiçbir Galyalı'nın kuşatmayı aşamayacağı emrini verdi ve herkesi açlıktan ölmeye mahkum edeceğini açıkladı. Duvarlar arasında kalan bu askerlerin ve Vercingetorix'in morali iyice bozuldu. Vercingetorix halkının direnci için çok çaba sarfediyordu ve onların moralini yüksek tutmaya çalışıyordu ama bazı askerleri çoktan teslim olmuştu bile. İşte bu kötü zamanda dışarı sızan suvari birliği bölgeye tekrar döndü ve direnci tekrar körükledi. Sezar artık iki orduyla başa çıkmaz zorundaydı. Hem etrafını sardığı Vercingetorix'in ordusu hem de dışarı sızan Commius liderliğindeki Galya ordusu. Sezar'ın ordusu arada kalmıştı.
Markus Antonyus         Eylül ayının sonlarında Commius, Sezar'ın surlarına bir saldırı düzenledi. Hemen ardından Vercingetorix aynı zamanlı bir iç saldırı düzenledi. Ancak iki saldırı da başarılı olamadı ve gün doğumu ile beraber ordular geri çekildi. Daha sonra, henüz gece olmadan ikinci bir saldırıya başladılar. Bu sefer Sezar'ın surlarındaki bazı bölgelerde hasara yol açtılar ve birkaç birliğin Gaius Trebonius dağılmasına yol açtılar. Surlar hem içeriden hem de dışarıdan saldırıya uğramıştı.Vercingetorix'in askerleri su ile dolu hendekleri doldurmak zorunda kaldığı için zaman da kaybetmişlerdi. Daha da çok zarar vereceklerdi ancak Markus Antonyus (solda) ve Gaius Trebonius (sağda) liderliğindeki suvari birlikleri
bunu engelledi. Sezar'ın ordusu kuşatma yaparken kuşatılmıştı, askerleri aç kalmaya başladı ve günlerce süren savaşalar sonunda hem fiziki hem de ruhsal olarak çok yorgun düştüler.
        Ertesi gün, Vercingetorix kuzeni olan Vercassivellaunus, 60.000 kişilik dev bir orduyla surların açık kalan kısmına çok büyük bir saldırı düzenledi. Sezar bu kısmı saklamaya çalışmıştı ancak Galyalılar bu zayıf noktayı keşfetti. Bölge, devamlı bir duvar örülmesi için elverişli değildi ve mecburen açık kalmıştı.Vercingetorix ve kuzeninin ordularının işbirliği ile yapılan hücumda iç taraftaki surlara her türlü açıdan saldırılar düzenlendi. Sezar disipline ve cesaretine güvendi ve basit bir şekilde ordularına hizayı bozmama emrini verdi. Atının üstünde lejyonerlerinin arasından bizzat geçerek onlara moral verdi ve sadece 6.000 kişiden oluşan 13 suvari birliğini yanına alarak karşı atak emrini verdi. Bu hareket hem defansif hem de ofansif orduları çok şaşırttı. Liderlerinin bu cesareti karşısında iki kat moral bulan Roma ordusu askerleri büyük bir hevesle savaştı ve Galya ordularını geri püskürttü. Kaçan Galyalılar katliamlarla öldürüldü. Ancak Roma ordusu o kadar yorgundu ki tüm Galyalılar'ı yok etmedi. Alesya'da Vercingetorix, ordularının dağılışını seyretti. Hem moralsizliğe, hem açlığa, hem de Roma ordusuna karşı savaşmak imkansızdı. Ertesi gün Vercingetorix, Sezar'a bizzat teslim oldu.
Bulunan tarihi kanıtlara göre Sezar, 9 yıl süren Galya Savaşları sırasında 800'e yakın bölge işgal etti, 300'den fazla kabileyi Roma himayesi altına aldı. 1 milyon insan köle ticareti için zenginlere satıldı ve 3 milyon insan savaşlarda öldü. Tarihin en büyük savaşları arasına giren Galya Savaşları aynı zamanda Sezar'ın şanına da şan kattı. Ülkesinde ise Sezar'ın üstünde bulunan insanlar, Sezar'ın bu büyük başarılarına karşı ilgisiz kaldı ve popularitesi pek fazla artmadı. Bazı insanlar Sezar'ın kral olacağı yönünde iddialar ortaya attı. M.ö 55 yılında ortakları olan Pompeus ve Crassus konsolos seçildi. Seçildikten hemen sonra Sezar'a olan saygılarını göstererek, Sezar'ın, Roma'daki rütbesini 5 sene daha uzattılar. Bu First Triumvirate adı verilen Sezar-Crassus-Pompeus ortaklığının son hareketiydi.
        M.ö 54'te Pompeus'un karısı ve Sezar'ın kızı olan Julia doğum yaptığı sırada öldü. Bu ölüm hem Sezar'ın hem de Pompeus'u çok üzdü. Julia'nın ölümünün ardından Sezar ile Pompeus arasında hiçbir bağ kalmadı. Ardından Crassus, m.ö 54'te Parthia'da yaptığı kampanya sırasında öldürüldü. Crassus ve Julia ölmüştü ve ortaklık bozulmak üzereydi. Sezar da hala Galya'daydı. Sezar, Pompeus'a evli olan kız yeğenlerinden birini bile sunmaya razı oldu ama Pompeus bunu reddetti. Pompues, zamanın en zengin insanlarından ve Sezar'ın baş düşmanlarından biri olan Metallus Scipio'nun kızı Cornelia Metella ile evlendi. Senato iyice bozuldu, ortaklık karıştı, Sezar ve Pompeus arasındaki ilişkilerde saygı kalmadı ve Roma'da düzen bozulmaya başladı.
        M.ö 50'de, Senato'yu yöneten Pompeus, Sezar için bir emir çıkarttı ve Galya'dan artık dönmesini, görev süresinin tamamlandığını haber verdi. Bu sert yaklaşım Sezar'ın dikkatini çekti ve Roma'ya ya güçlü bir ordu ile gireceğini ya da kendisi girip, senato ve politik liderlerin akıbetine uğrayacağını düşünmeye başladı. Aradan zaman geçti ama Sezar hala Roma'ya dönmemişti. Pompeus, Sezarı'ı vatan hainliği ve Roma'ya itaatsizlikle suçladı.
10 Ocak m.ö 49'da Sezar, şimdiki İtalya sınırındaki Rubicon bölgesinden Roma'ya sadece 1 lejyon ile giriş yaptı ve içsavaşı başlattı. Bazı tarih bilimcileri Sezar'ın, Rubicon'dan içeri girerken artık adımın atıldığını ve geri dönüşün olmadığını belirten ; "Alea iacta est!" ("The die is cast!") sözünü söylediğini belirtir.
        Sezar karşıtı Metellus Scipio ve Cato, Sezar'ın zamanın en disiplinli ve organize ordusu olan ünlü 13. Lejyon'u ile beraber olduğundan habersiz bir şekilde güneye doğru yola çıktılar. Sezar ise doğu kıyısında bulunan Brundisium'a giden Pompeus'u takip edip, on yıldır süren ortaklığını tekrar kurmak istedi. Pompues ise Sezar'dan yakasını kurtarmak istiyordu. Pompues, günümüz İber Yarımadası'na Romalılar'ın o zaman verdikleri isim olan Hispania'ya ulaştı. Sezar, Marcus Aemilius Lepidus'u başkente koruyucu olarak bırakıp ve Markus Antonyus'a diğer bütün İtalya'yı devrederek, Hispanya'ya, Pompeus ile savaşmaya gitti. Şaşkınlık veren bir azim ile 27 gün süren bir rotayı askerleriyle geçerek, Pompeus'un generallerini safdışı bıraktı. Daha sonra tekrar doğuya dönerek, m.ö 10 Temmuz 48'de, Pompeus'a Yunanistan'da meydan okudu. Pompeus kaçıyor, Sezar ise kovalıyordu ve karşısına çıkan her türlü engeli, adamlarının sayıca azlığına rağmen eze eze geçerek Pompeus'u takip etmeye devam ediyordu. M.ö 48'de Pompeus'u resmi olarak Farsala'da mağlup etti. 
        Roma'da Sezar diktatör ilan edildi. Markus Antonyus'u sağ kolu yaptı ve 11 gün sonra diktatörlükten istifa edip, ikinci bir dönem için konsolos seçimlerine tekrar girdi. Pompeus İskenderiye'ye kaçmıştı ve Sezar da Pompeus'u oraya kadar takip etti. Ancak Sezar Pompeus'a Kleopatra  ulaşamadan, Kral 13. Ptolemi'nin yüksek rütbeli bir askeri Pompeus'u öldürüldü. Sezar İskenderiye'ye vardığında kendini içsavaşın içinde buldu. İçsavaş, Kral Ptolemi ve hem kızkardeşi, hem karısı, hem de kraliçesi olan Kleopatra  (solda) arasındaydı. Sezar her ne kadar Pompeus'u takip edip, adamlarını ve askerlerini gördüğü yerlerde öldürtsede, Pompeus'un Roma'daki politikacılar ve sanataloar tarafından kandırıldığını düşündü. Pompeus'u ölmeden önce bulabilseydi O'nunla tekrar arkadaşlığını düzeltmeye çalışacaktı. İskenderiye'ye geldiğinde Sezar, Kral Ptolemi'nin, Pompeus'u kendisine haber vermeden öldürdüğü için, bu içsavaşta otomatikman Kleopatra'nın yanına geçti. Yapılan her savaşta Sezar, Ptolemi'nin ordularını yendi ve Kleopatra'yı tek başına iktiradara getirdi. Sezar'ın tarihte bilinen tek biyolojik çocuğu olan Caesarion da Kleopatra'dandı. Daha sonra Kleopatra kendisi için özenle hazırlanmış bir Roma şehrine gitti. Ancak Sezar ve Kleopatra hiçbir zaman evlenmedi. Daha doğrusu evlenemedi. Zamanın Roma kanunlarına göre, Roma doğumlu insanlar sadece Roma vatandaşları ile evlenebilirdi. Kleopatra ise Mısır Kraliçesi'ydi. Romalılar içerisinde bu eylem zina olarak bile görülmüyordu çünkü zina sadece iki Romalı tarafından yapılabilirdi. Sezar daha sonra suç işlediğini kabullendi ve daha sonra başka biriyle evlendi.
        Sezar, M.ö 47'nin ilk aylarını Mısır'da geçirdikten sonra Orta Doğu'ya seyahat etti. Pontus'u, Kral II. Phamaces 'i perişan ettiği Zelda Savaşı ile ele geçirdi. Zafer o kadar çabuk gelmişti ki; tarih kitaplarının, efsane tiyatro oyunlarının ve filmlerin konusu olan "Veni, vidi, vici!" yani; "Geldim, gördüm, yendim!" sözünü burada söylemiştir. Pontus'tan sonra Afrika'ya, Pompeus'un senato içinden destekçileri ile savaşmaya gitti. M.ö 46 yılında şimdiki adı Tunus olan Thapsus'da çok çabuk bir zafer elde etti. Sezar'ın baş düşmanı olan Metellus Scipio da Tunus'ta yapılan savaşta öldü. Scipio'nun destekçisi Cato da, Scipio öldürülünce intihar etti. Pompeus'un oğulları Gnaues Pompeus ve Sextus Pompeus, Titus Labienus ile birlikte Hispanya'ya kaçtı. Sezar geriye kalan düşmanları tek tek takip etti ve m.ö 45 yılının Mart ayında Munda'da son zaferini elde etti. Bu sıralarda Sezar, Roma'da 3. ve 4. dönem konsolos seçildi.
Markus Junius Brütüs        M.ö 45 yılının Eylül ayında,Jül Sezar tekrar İtalya'ya döndü. Vasiyetinde, Sezar Augustus Octavian'a (sağda) rütbesi dahil sahip olduğu bütün haklarını devredeceğini açıkladı. Eğer Augustus, Jül Sezar'dan önce ölürse, o zaman bütün haklarını Markus Junius Brütüs'e (solda) devredeceğini de dile getirdi. Ayrıca Augustus hakları aldıktan sonra, Brütüs'ten önce ölürse, Brütüs tekrar Sezar'ın Augustus Octaviantüm haklarına sahip olacaktı. Senato Sezar'a saygısını her fırsatta dile getirip, Sezar'ı mümkün olduğu kadar onurlandırıyordu.
        21 Nisan'da Sezar'ın zaferinin uğruna, büyük Roma oyunları düzenlendi. Sezar, oyunlar esnasında ve halkın içinde bulunduğu zamanlarda sadece Roma krallarının giyebildiği, mor cüppe ve defne ağacından yapılmış bir taç giydirilerek ödüllendirildi. Sezar'ın özel kullanması için Roma hazinesinde bulunan para kullanılarak bir malikane inşa edildi. Diktatör ünvanı yasal bir ünvan oldu ve Sezar'ın hayatı boyunca bu ünvanı taşıyabileceği bildirildi. Bütün dini amaçlı yapılan aktivitelerde Sezar'ın heykeli kullanıldı. Sezar'ın başka bir heykeli de eski Roma'da Savaş Tanrısı olan Quirinus'un tapınağına inşa edildi. Bu heykeli Romalılar, tanrıları için bir hediye olarak göstermiş ve yazıtlara "Görünmez Tanrı'ya" yazmışlardır. Üçüncü bir heykel ise başkente, 7 Roma Kralı'nın bulunduğu yere yapıldı. Roma daha da ileri gitti ve tarihinde ilk defa bir paranın üzerine yaşayan bir varlığın resmini bastı: Bu varlık Sezar'dı.(aşağıda solda)
        M.ö 45'in Ekim ayında Sezar tekrar Roma'ya döndü ve seçilmiş olduğu 4. dönem konsolosluğu bıraktı. Yerine Quintus Fabius Maximus ve Gaius Trebonius'u konsolos olarak atadı. Bu senatoda şok etkisi yarattı çünkü cumhuriyette seçimsiz kimse biryere gelemezdi. Sezar ise tamamen kendi yöntemini kullanarak büyük bir mertebeye kimseye sormadan birilerini atamıştı. Sezar bunlara hiç aldırmadan Hispania'da elde ettiği zaferleri kutluyordu. Herşeye rağmen Senato da Sezar'ı Sezar'ın resmi basılan paraonurlandırmaya devam ediyordu. Adına tapınaklar inşa ediliyordu. Ardından Liberator (özgür bırakan) ünvanı verildi. Seçim yapıldı ve Sezar tekrar konsolos olarak seçildi. Ancak bu konsolosluk hayat boyuydu. İstediği malikaneyi tutmasına izin verildi.
        Sezar yeni yasalar getirdi. Ama bu yasaların bazıları Roma'ya zarar veriyordu. Yaşı 20 ile 40 arasında olan Roma vatandaşları, askeri görev dışında, İtalya'yı 3 seneden fazla terk edemeyecekti. Sezar böylece yerel çiftliklerde verimin artacağına ve insanların yurt dışına gidip Roma'ya zararlı işler yapmasını engelleyeceğine inanıyordu. Başka bir yasa ise zenginlerin aleyhindeydi. Eğer varlıklı, son derece zengin bir insan, parasız, köle seviyesindeki bir insana zarar verir veya öldürürse, bütün malvarlığına Sezar'ın resmi basılan para 2el konulacaktı.
        Sezar ayrıca bütün yerel tahılların alım-satımına düzen getirdi. Özel tarlalardan üretilen tahılları yasakladı Bütün tahıl üretimi hükümetin denetiminde yapılacaktı. Böylece hiçkimse hükümetten habersiz para kazanmayacaktı. Savaştan dönen gaziler için bir bölge ayırdı ve hepsine toprak verip onları bir araya topladı. Sezarın en uzun süren ve en büyük reformlarından biri ise takvimdi. 
        Sezar m.ö 64'de Pintifex Maximus; yani günümüzde Baş Rahip anlamına gelen bir mertebeye seçilmişti. Başrahiplerin bir görevi de takvimi düzenlemekti. M.ö 46'da 365 günlük bir takvim yaptı. Bu takvim 1582'de Papa XIII. Gregory tarafından günümüzdeki modern haline düzenlendi. M.ö 46 yılı takvim düzenlemeleri yüzünden 445 gün sürdü.
        Roma tarihindeki en güzel yılları yaşamaya başladı. Çok büyük toplumsal yenilikler yapıldı. Ancak birşey eksikti. Eski Roma'nın eşsiz güzellikteki mimari yapısı artık eskimeye başlamıştı. Bunu farkeden Sezar, yeni yapıtlar inşaa ettirmeye başladı. Yeni mahkeme binaları ve marketler yapıldı. Ayrıca zamanın ünlü bilginlerinden olan Marcus Terentius Varro yönetimi altında bir kütüphane inşa edildi. Yapılan yeni binaların hepsi güzel bir mermer taşından yapılıyordu. Senato binası tamir edilip yenilendi. Sezar'ın, Veus Genetrix Tapınağı yapıldı. Pomerium şehrinin büyümesi için bölgede yeni düzenlemeler yapıldı.
        Çok zaman geçmeden Sezar'ın ünvanlarına bir yenisi daha eklendi ve Babalar Diyarı'nın Babası anlamına gelen Pater Patriae ünavını verildi. Üçüncü kez Diktatör ilan edildi ve üst üste 9 sene yaptığı diktatörlüğü böylece 10 yıl ve üzerine uzatabildi.
        M.ö 44 yılının başlarında Sezar'ın onurlandırılması durmaksızın devam etti. Aristokratlar ve Sezar arasındaki uçurum ve bağdaşmazlık gittikçe büyüyordu. Daha sonra Dictator Perpetuus ünvanını aldı. Bu sayede Sezar'ın hayatı boyunca aldığı ünvan "Diktatör" oldu. Öldükten sonra Diktatör olarak anılacaktı. Bu lakap O'nu bütün Roma'daki insanlardan üstün kılıyordu. Sezar, Roma'nın tek hakimiydi. Halk, Sezar'ı o kadar çok sevmeye başlamıştı ki; O'nu Rex, yani Kral olarak anıyordu. Ancak Sezar bu lakabı beğenmediğini açıkladı ve kendisinin Cumhuriyet için savaştığını belirtti.
        Sezar'ın yeni tapınağı olan Venus Tapınağı'na bir grup senato delegesi ziyarete gitti. Ancak Sezar, senato delegeleri geldiği vakit, onları karşılamadı ve saygısını göstermedi. Bu hikaye tam olarak bilinmiyor ancak Senato'nun onuruna büyük bir şekilde ihanet edildiği biliniyor. Sezar hatasını daha sonra anladı ve arkadaşlarına mecazi olarak, aralarından birinin kılıcını çekip boynuna indirmesi söyledi. Yani o kadar mahcuptu. Bu durumu biraz daha sakinleştirdiysede zarar artık verilmişti ve Sezar'a zaten yapılan komplo teorileri daha da çok arttı.
Brütüs, kayınbiraderi Cassius ve senatodakiler dahil yakın çevresi ile birlikte komplo planlarına çoktan başlamıştı. Kendilerine "Liberatores" (Özgür bırakanlar) ismini taktılar. Brütüs planı açıkladı ve plan kendilerinden başka bir yerde duyulursa, bıçağı önce kendilerine saplayacaklarını belirtti. M.ö 44'ün 15 Mart'ında, Senato, Sezar'a bir dilekçe verdi ve Senato'ya gelip bu dilekçeye destek vermesini istedi. Ancak dilekçe sahteydi. Sadece Sezar'ın,
        Senato'ya gelmesini sağlamak için düzenlenmiş bir komploydu. Markus Antonyus süikastı öğrendi ve Senato'ya, Sezar'ın girişteki merdivenlerden içeri girmesini önlemeye gitti. Sezar, Pompey Tiyatrosu'nu geçerken senato delegeleri Sezar'ın yolunu kesti ve onu doğu tarafındaki girişe yönlendirdiler. Sezar, Senato'ya girdi ve
sahte dilekçeyi okumaya başladı. Tam bu sırada Casca (sağda )isimli bir Senato üyesi Sezar'ı elbisesinden tutup aşağı çekti ve boğazına ölümcül bir bıçak darbesi indirdi. Hemen ardından Brütüs dahil bütün Senato üyeleri Sezar'ı bıçaklamaya başladılar. Sezar kaçmaya çalıştı, ancak hertarafı Cascabıçaklanmıştı ve etrafı tamamen kan gölüne dönmüştü. Saniye saniye kendisinin öldürülmesini izliyordu. Senato sıralarının alt basamaklarında kala kaldı. Ünlü Roma tarihçisi Eutropius'un belirttiğine göre, süikaste 60 civarında Romalı katılmıştı. Sezar'ın son sözü kesin olarak bilinmiyor ancak konusu belli. Shakespeare'in tiyatrosunda ; "Et tu, Brute?" (Sen de mi, Brütüs?) şeklinde gösterildi. Ancak tarihçiler arasında asıl sözlerinin; "Tu quoque, Brute, fili mi" ("Sende mi, Brütüs, oğlum?) veya "Tu quoque, mi fili?" (Sende mi, oğlum?). olduğuna inanılıyor. Süikasttan sonra senato üyeleri Senato'dan çıktı ve Brütüs, "Roma Halkı! Tekrar özgürüz!" diye bağırdı. Ancak bu olay böyle bitmedi ve Markus Antonyus, Octavian'ı da yanına alarak, Senato'ya ve Sezar'a karşı olanlara savaş açtı.
 
< Önceki   Sonraki >
eXTReMe Tracker