|
Reinhard Tristan Eugen Heydrich 7 Mart 1904 yılında Halle an der Saale’de, besteci Richard Bruno Heydirch ve karısı Elisabeth Anna Maria Amalia Kranz’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Richard Heydrich hayatı boyunca kemana büyük bir tutku ile bağlıydı.
Doğumu ve Gençlik Yılları
|
Reinhard Tristan Eugen Heydrich 7 Mart 1904 yılında Halle an der Saale’de, besteci Richard Bruno Heydirch ve karısı Elisabeth Anna Maria Amalia Kranz’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Richard Heydrich hayatı boyunca kemana büyük bir tutku ile bağlıydı. Oğluna da müzikle ilgili isim vermeyi tercih etti. Reinhard ismi kendi yazdığı “Reinhard’s Crime” (Reinhard’ın Suçu” adlı operadan, Tristan ismi ise Wagner’in eseri, Tristan und Isolde (Tristan ve Isolde) ‘den geliyordu. Üçün ismi ise muhtemelen savaş kahramanı Savoy’lu Prens Eugene (Almanca’da Eugen)’in anısıa verildi. (İleriki yıllarda 7inci Waffen SS Birliği’ndeki bir kruvazöre de da “Prinz Eugen” adı verildi.) Genç bir erkekken arkadaşları yüksek oktavlı sesi yüzünden Heydrich ile dalga geçiyorlardı ve Protestan bir kasabada Katolik olması da cabasıydı.. Çekingen ve utangaç olmasına rağmen Heydrich gün geçtikçe büyüdü, eskrim ve yüzme sporlarını yaptıktan sonra iyiden iyiye zinde bir delikanlı oldu ve kızların ilgisini çeken bir erkek olmaya başladı. 1922 yılında Heydrich donanmaya katıldı. Fakat 1931’de donanmadan çıkarıldı. Bu olayın nedeni hiçbir zaman açık olarak belirtilmedi. Aslında bu olay kimileri tarafından cinsel ilişkiye girdiği kadınla evlenmeyi reddettikten sonra gerçekleştiğini düşünüyor. Kadının babası donanmada müteahhitlik yapmasının yanı sıra önemli bir işadamıydı. Zamanın donanma komutanı Erich Raeder ile de çok iyi bir dosttu. Kadın, Heydrich’in karşısına çıkardığı sorunları babasına açıklayınca, olay aynen Erich Raeder’e iletildi. Amiral, Heydrich’i ofisine çağırdı ve babanın da bulunduğu ofiste Hedrich’e kızıyla evlenmesi söylendi. Fakat Heydrich, Lina von Osten adında biriyle çoktan nişanlanmıştı bile. Yani hikaye görüldüğü kadarıyla uydurmaydı. Savaş-öncesi gazetecileri kadının kimliğini hiçbir zaman açığa çıkaramadı, yine de Heydrich onu kendisi gibi ünlü, halkın tanıdığı bir insan yapabilirdi. Raeder bu hikayeyle bizzat alay etti ve Heydrich’in donanmadan çıkarılmasının söz konusu olmadığını açıkça belirtti. Bu hikaye ile ilgili başka bir söylenti daha vardı. Hikayedeki kızın, Heydrich’in, Lina von Osten ile nişanlanmasına kızıp böyle bir hikaye ortaya atmış olma ihtimali de vardı. Öyle görünüyor ki kız, Heydrich’in kendisiyle evleneceği inancındayken, başka biriyle nişanlandığını görünce böyle bir hikaye uydurmuş olabilir. Hikayeyi aynen babasına, babası da Raeder’a, daha sonra da Raeder başlattığı soruşturmayla herkese yaymış oldu. Soruşturma sırasında Heydrich’in aşağılayıcı cevapları ve ifadesi kendisine pek yardımcı olmadı. Her şeye rağmen Heydrich kısa sürede aklandı. Donanma subayları Heydrich için “donanma üyesi olamama” cezası almasını istedi. Bütün bu olayların ardından da Heydrich kısa süre sonra donanmadan çıkarıldı. Bu hikaye ardında birçok soru bırakarak tarihe karışıp gitti. Eğer hikaye uydurmaysa, zamanında çevresinde iyi bilinen ve nüfuzu olan Heydrich neden bu hikayeye engel olmadı? En azından hikayenin herkes tarafından duyulmasını engelleyebilirdi, bunu neden yapmadı? Heydrich donanmadayken neden Naziler’e aşağılayıcı gözle bakıyordu? Bu konu hakkında Edouard Calic tarafından bir teori ortaya atıldı. Heydrich donanmaya katılmıştı çünkü Naziler’in donanmadaki ajanlığını yapıyordu. Heydrich’in hayatı boyunca savunduğu radikal sağcılığı ve casusluğa olan hayranlığı bu hikayeleri mantıklı kılıyordu ve SS lideri Heinrich Himmler’in onu donanmadan çıkarıldıktan hemen sonra neden SD birliğinin başına getirdiğini de açıklıyordu. Fakat ortada hiçbir kanıt yoktu. Aile 1930 yılının Aralık ayında Heydrich, önde gelen Alman aristokratlarından biri olan Jürgen von Osten’in kızı Lina Mathilde von Osten ile tanıştı (14 Haziran 1911 - 14Ağustos 1985). Tanıştıktan bir yıl sonra 26 Aralık 1931’de Großenbrode’de çift dünya evine girdi. Çiftin 2 oğlu ve 2 kızı oldu.
- Klaus, 17 Haziran 1933’te dünyaya geldi, 24 Aralık 1943’te Jungfern-Breschan’de meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti.
- Heider, 28 Aralık 1934’te,
- Silke, 9 Nisan 1939’da,
- Marte, 23 Temmuz 1942’de dünyaya geldi.
2006 yılı bilgilerine göre, Heider, Marte ve Silke hala hayatta.
|
Reinhard Heydrich trafik kazasında ölen, ilk çocuğu Klaus ile birlikte.
1931 yılında Heinrich Himmler SS birliğinin anti-istihbarat bölümünün altyapısını kurmaya başladı. Bir arkadaşından aldığı tavsiye üzerine Heydrich ile tanıştı ve 20 dakikalık bir testin ardından Himmler, Heydrich’i anti-istihbarat bölümünün başına getirdi. Böylece Heydrich, Nazi Partisi’nin de bir üyesi olmuş oldu. Daha sonraki yıllarda üstün hizmeti dolayısı ile Himmler’den “Totenkopfring” onurunu alacaktı. Bölümün başına geldiğinden itibaren Nazi istihbarat olaylarıyla oldukça alakasız kaldı. Heydrich ve birliğindeki personeli zamanlarını Nazi Partisi’ne tehdit oluşturabilecek insanların kartlarını yaparak geçirdi. Bu tehdit oluşturabilecek insanların arasında Parti’nin içindeki yüksek itibarlı üyeler de mevcuttu. Heydrich ufacık bir ofiste çalışıyordu ve ailesiyle de pek zaman geçiremiyordu. Amerikalı gazeteci John Gunther, 1934 yılında Almanya’ya yaptığı ziyaretinde “Inside Europe” adlı kitabı için araştırma yaparken topladığı bilgilere göre Heydrich caniliğe ve kasaplığa gelince, Himmler’den çok çok daha acımasızdı. Halbuki o zamanlar Heydrich, SS bürokrasisinde sadece orta rütbeli bir subaydı. 1932 Temmuzu’nda Heydrich SD (Sicherheitsdienst) birliğinin başına geldi. Birliğin görevi Nazi ideolojisini korumak ve ona karşı yapılan her türlü hareketi engellemekti. Heydrich bu birliği kendi seçtiği insanlarla kurdu. Parti üyesi veya Nazi olmasına bakmaksızın yetenekli ve işe yarar gördüğü insanlardan kadrosunu oluşturdu. Bu gizli organizasyon Gestapo ile çok yakın işbirliği içindeydi. Ayrıca Heydrich daha sonra 1936 yılında Gestapo’nun da başına geçecekti. Ardından SD ve Gestapo birlikleri Reichssicherheitshauptamt (RSHA) adı altında tek bir birlik olarak toplandı ve Heydrich liderliğe getirildi. Heydrich’in “yetenekleri” üst rütbedeki görevliler ve benzer insanlar tarafından takdir ediliyordu ki, küçüklüğünden beri değiştirmediği alaycı konuşması, ara sıra yaptığı kaba davranışlar, kim olursa olsun aşağılamaktan çekinmeyen kişiliği ve siniri çok kısa sürede insanları karşısına almaya yetti. 1935’te Kreisleiter’i tutuklatması düşüncesizlik olarak nitelendirildi. Göring’e ve bakanlara 1940 yılında, güvenlik görevlilerine ve polislere limitsiz yetki verilmesini istemesi de artık ne kadar dengesiz davrandığının bir kanıtıydı. Fakat Heinrich Himmler, Heydrich’in artıklarını topluyordu. Himmler, Heydrich’e olan sabrını kaybedebilirdi çünkü kendisine bile kötü sözler sarf ettiği kulağına kadar gelmişti. Himmler, Heydrich’e bazen “Cengiz Han” diye hitap ediyor fakat buna rağmen genelde onu sinir bozucu ve buna rağmen vazgeçilmez buluyordu. Third Reich’in toplanmasının ardından Heydrich, politik mevzularda Nazi Partisi’ne karşı gelen insanları ve diğer partileri karşılayarak kendi tabirlerince “pisliklerin” ortadan kaldırılması için Adolf Hitler’e yardım etti. Alman Yüksek Komutası’nda, Rusya ile yapılan yazışmalardaki dökümanların da Heydrich’e ait olduğu sanılıyor. Daha sonra liderliğini yaptığı Stalincileri ortadan kaldırma hareketinde de etkili olarak prestijini daha da yükseltti. Gleiwitz’de bulunan Almanya ulusal radyosundan, Polonyalıların sahte “saldırısını” duyurma eyleminde de başroldeydi. Heydrich, “Holocaust”ın (Büyük Tahribat) baş mimarlarından biriydi. Özelikle 2. Dünya Savaşı’nın başlarında Yahudi toplumunun düzeni ile yakından ilgilendi. 1938 Kasım ayında, Hermann Göring, Heydrich’i, Yahudi Göçü Merkezi’nin başına getirdi. Bu pozisyona getirildikten sonra Nazilerin “Son Çözüm” olarak adlandırdıkları Yahudi katliamı için üstün performansta çalışmalarına başladı. Yahudi halkı üzerinde SS birliğini dominant bir hale getirdi. Bunun en büyük kanıtı 20 Ocak 1942’de gittiği Wannsee Konferansı’nda, Yahudiler’i nasıl imha kamplarına götürüleceğini, konferansta bulunan yetkililerle tartıştı.
27 Eylül 1941’de Heydrich, Nazi işgali altındaki Çek eyaletler Bohemya ve Moravya’nın koruyucusu olarak “Reichprotektor” unvanı aldı. Daha önce bu görevde olan Konstantin von Neurath’ı, Adolf Hitler “etkili değil” mazeretiyle görevinden almıştı. Neurath, “Protectorate” görevindeyken yaptığı yegane iş soylular sınıfına ve sosyetenin yüksek kısmındaki insanlara ayrıcılık tanımaktı. Bu da sıradan insanların ve işçi sınıfının pek hoşuna gitmiyordu. Bu “koruyucu” olarak üstlerine getirilen insan 2. Dünya Savaşı zamanlarında aniden çıkabilecek bir iç savaşın habercisi gibiydi. Neurath görevdeyken bölgedeki savaş endüstrisi askıya alındı. Bunun üzerine Heydrich, Prag’a, şehrin üretimini düzene sokmak için geldi. Hitler’in Bohemya ve Moravya valisi olarak görevde bulunan Heydrich, gün geçtikçe daha da acımasız oldu. İstenilen seviyede üretim yapmayan işçileri sert bir şekilde cezalandırdı. Karşı koyma hareketleriyle veya ayaklanmalarla en ufak bir bağlantısı olanı yakalayınca da, kurbana ya işkence uygulattı ya da idam ettirdi. Heydrich bölgenin hakimiyetindeyken Prag ve Çek toprakları ağır Nazi kuralları altında otoriteye uymak zorunda kaldı. Heydrich’in, Prag’daki “başarısı” yüzünden Hitler kendisini Paris valisi yapmayı düşünüyordu. Fakat İngiliz istihbaratı bunu duyunca, ne pahasına olursa olsun bunu engellemek istedi. Çek ve Prag’daki Yahudiler’i katleden bir insanı Fransa’da istemiyorlardı. Bohemya ve Moravya’da ordu valisi olarak görevine devam eden Heydrich, Çek Cumhurbaşkanı ve Başbakanı üzerindeki gücünü artırmak için çalışmalar yaparken genellikle üstü-açık arabasıyla yolculuk yapıyordu. Böyle yaparak da Çekler üzerindeki rahatlığını ve etkileyici gücünü kanıtlamaya çalışıyordu. Çekoslavak iki asker, Jan Kubiš ve Jozef Gabčík 1941 yılının başlarında ülkeden kaçmışlardı. İngiliz istihbaratında aldıkları eğitimden sonra tekrar memleketlerine geri döndüler ve 27 Mayıs 1942’de Prag’ın bir kasabası olan Kobylisy’de, Reinhard Heydrich’e üstü açık arabasıyla gezerken pusu kurdular. Yoldaki bir tümseğine üzerine gelen araba iyice yavaşladığı sırada Jozef Gabčík, İngiliz yapımı Sten yarı-taramalı tüfeğini Reinhard Heydrich’in üzerine doğrulttu fakat silah tutukluk yaptı. Silahın ateş etmeme nedeni ise daha sonra büyük spekülasyonlara yol açtı. Silahın tipi tutukluk yapmaya ve sıkışmaya elverişliydi. Vasat dizaynı ve 32-kalibrelik şarjörüne bir de Sten markası için mermi ve şarjör üreten firmaların kalite kontrolünün yapılmaması eklenince silahın neden çalışmadığını anlamak pek de zor değildi. Ayrıca bu tür silahların savaştan önce hiçbir tecrübesi olmadığı için pek tercih edilen bir silah değildi. Heydrich ciddi olarak yaralanmadı. Çekoslavak askerleri takip etti fakat karşı ateş açamadı çünkü pistolünün şarjörü takılı değildi. Buna rağmen bir müddet koştuktan sonra saldırının verdiği şok yüzünden zayıf düştü ve şoförü Klein’a, Jozef Gabčík’i takip etmesi için emir verdi. Fakat şoförün bacağına karmaşada ateşlenen bir silahın mermisi isabet etmişti. Eğer Heydrich’e bir kurşun isabet edip hayatını kaybetmiş olsaydı, Müttefikler’in, 2. Dünya Savaşı sırasında süikast yapıp başarılı olduğu tek Nazi olacaktı. Heinrich Himmler’in en iyi doktorları göndermesine rağmen Reinhard Heydrich 38 yaşında Prag’daki bir hastanede öldü. Yapılan otopsiye göre Heydirch’in ölümü bakteri ve toksinlerin yol açtığı enfeksiyondu. Naziler, yüksek rütbeli bir askerlerini kaybettikleri için yastaydı. Bu yas, çok kötü bir şekilde intikam ateşine döndü. Kendilerine karşı yapılan herhangi bir harekete çok acımasız bir şekilde karşılık vereceklerini herkese duyurdular. 13.000 kişi tutuklandı, sürgüne yollandı, mahkum edildi veya idam edildi. 10 Haziran’da, Prag’ın 22km kuzey-batısında bulunan Lidice kasabasındaki ve başka bir kasaba olan Ležáky kasabasında 16 yaşını aşmış bütün erkekler öldürüldü, evleri yakıldı ve yerle bir edildi. Prag’da ve Berlin’de Reinhard Heydrich için detaylı bir cenaze töreni düzenlendi. Hitler törenlere bizzat katıldı ve Heydrich’in yastığına madalya taktı. Bu madalya zamanın Almanya düzeninde ve ideolojisindeki en yüksek ödüldü. Hitler daha sonra Heydrich’e üzüldüğü kadar sinirlenmiş olduğunu da herkese verdiği bir mesajla kanıtladı: “Hırsızın sadece hırsız değil, ayrıca bir suikastçi olabilme ihtimali olduğundan dolayı, kahramanca tavırlar ve üstü açık, zırhsız bir arabada korumasız gezmek sadece lanet olası bir aptallıktır, bu da Almanya’ya en ufak bir hizmet vermez. Heydrich'in yeri doldurulamaz birisi olduğunu bilmeli ve açık tehlikeye karşı tedbirli davranması gerekirdi. Bu olayı sadece saçmalık ve aptallık olarak açıklayabilirim.
İlgili Arşivler
|